| 20 Aralık 2007, 23:53:54 |
|
|
 |
« : 20 Aralık 2007, 23:53:54 » |
|


Her gün biraz daha 2 metre boyundaki evimize doğru yaklaşıyoruz. Kabrimiz’e doğru adım atıyoruz.
Öleceğiz...
Kapkaranlık bir çukurda Münker ve Nekir Melekleri tarafından sorguya çekileceğiz.
“Rabbin kim, Nebin kim?” diye sorulunca ne cevap vereceğiz?
Geçitler sarp, yollar uzun, yükler ağır, azık az.
Nasıl geçeceğiz...
Cehennem’in üzerindeki Sıratı geçip, Cennet durağına nasıl varacağız?...
Müslümanlar...
Müslümanlar...
Ne kadar da rahatsınız?
Kahkahalarla gülüyor, eğleniyorsunuz.
Cennetle mi müjdelendiniz müslümanlar?...
Ne kadar da neşelisiniz?...
Kur’an hayattan kovulmuş...
Peygamber (Sallu Aleyhi Ve Sellem)’in sünneti yasaklanmış...
Kur’an Medreseleri kelepçelenmiş. Adi bir mahkûm gibi zincire vurulmuş?...
Bunlar bizden sorulacak müslümanlar? ...
Nasıl hesap vereceğiz?...
Halbuki Ahlâkı Kur’an olan Nur Muhammed’imiz böyle miydi?...
O Üvve-i Hasene’miz “Benim bildiklerimi bilseydiniz çok ağlar, az gülerdiniz” buyurmadı mı?...
Geceler boyu secdelerde “Ümmetim Ümmetim” diyerek yalvarıp, gözlerinden İnci taneleri misâli göz yaşı dökmedi mi?...
Kardeşler, kardeşler, Müslüman kardeşler...
Yüce Rehberimiz bir kez kahkahalarla gülmezdi...
Ümmetini düşünürdü...
Cehennemde yanacak günahkârların haline ağlardı...
Biz gafiller... Yıllar boyunca bir kez ağladık mı halimize?
Taştan daha katı oldu kalplerimiz...
Yağmurlar’a hasret kalan çorak topraklar misali, (Celle Celalühû) için dökülen gözyaşına hasret kaldık?...
Öleceğiz müslümanlar, öleceğiz...
Kara gözlü yarimizden ayrılacağız...
Üzerimiz’e kürek kürek toprak atacaklar...
Yağlarla ballarla beslediğimiz O nazenin bedenimizi kurtlar yiyecekler...
Ölümü çok analım...
Yunus gibi diyelim...
“Yalancı dünya’ya konup göçenler.
Ne söylerler, ne bir haber verirler üzerinde türlü otlar bitenler.
Ne söylerler, ne bir haber verirler.
Kiminin başında biter ağaçlar.
Kiminin başında sararır otlar.
Kimi masum, kimi güzel yiğitler.
Ne söylerler ne bir haber verirler...
Toprağa gark olmuş nazik tenleri.
Söylemeden kalmış tatlı dilleri
Gelin duadan unutman bunları...
Ne söylerler ne bir haber verirler...”
Müslümanlar...
Kabre hazırlanıyor muyuz?
Her gün tahta bir tabutla ebedi yolculuğa çıkanları görüyoruz da, ibret alıyor muyuz?
Büyükler,Allah (Celle Celalühû) dostları, hep son nefeste imanla göçmenin derdiyle yanarlar.
Sultan-ûl Arif’in Beyazıd-î Bistami vefatı anında “ ... ...” diyordu.
Bir an şöyle dua etti:
“Ya Rabbi! Senin için yaptığım bütün ibâdet taat ve zikirleri gafletle yaptım...
Şimdi can veriyorum... Gaflet hali devam ediyor.
(Celle Celalühû)’ım bana huzur ve zikir hali ihsân eyle!...
Bundan sonra zikir ve huzur hali içinde ruhunu Rahmana teslim etti...
(Celle Celalühû) dostlarından Attar-ı Şıblî (Kıddesullah) kırk sene ağladı. Başını kaldırıp semaya bakmadı. Ağlamanın sebebi sorulunca
“Kabrin korkusundan ve kıyamet gününün heybetinden ağlamaktayım” dedi.
“Semaya neden bakmıyorsun?” diye sorulunca “Meclislerde kahkaha atarak çok güldüm.
Bu yüzden utanıp başımı kaldırıp bakamıyorum.” buyurdu.
Müslümanlar...
Kardeşler... Yoldaşlar...
O büyük (Celle Celalühû) dostları, hayatlarını saniye saniye (Celle Celalühû) için fedâ edenler, bu kadar ağlayıp sızlarken, biz gafiller, günahları dağlar gibi yığılanlar ne de çok kahkaha atıyoruz?...
Ağlayalım müminler ağlayalım. Kur’an okuyup ağlayalım...
Ölümümüz’ü düşünüp ağlayalım...
Cehennem’e atıldığımızı
düşünüp ağlayalım...
Kur’an medreselerine vurulan kelepçelere bakıp ağlayalım... (Celle Celalühû) dostu Peygamber (Sallu Aleyhi Ve Sellem) varisi âlimlerin bir adi suçlu gibi,
takip edildiğini düşünüp ağlayalım.
Dinimize hakaret edilirken, acûze ihtiyarlar gibi oturuşumuza ağlayalım...
Ağlayalım müminler ağlayalım...
Cennet hayali ile yaşayıp da, Cihadı emri bil marufu
terkettiği için, koşa koşa Cehenneme giden şu zavallı milyonlarca müslümana ağlayalım...
İslâm’ı duyurmanın yasak olduğu bir ülkede,Allah (Celle Celalühû)’ını Peygamberini tanımadan, Kur’an öğrenemeden namaz kılamadan, gençliğini hebâ eden şu milyonlarca gencecik yavruların; Cehenneme nasıl dayanacaklarını düşünüp ağlayalım...
Ağlayalım müminler...
Eğer ağlayamıyorsak kendi halimize ağlayalım...
Hep Ümmetini düşünen (Celle Celalühû)’ın Sevgilisi (Sallu Aleyhi Ve Sellem) “Eğer onlara azap edersen, şüphesiz onlar senin kullarındır.
Eğer onları bağışlarsan, şüphesiz sen Azizsin, Hakimsin” (Mâide Süresi: Ayet:118) meâlindeki âyet-i celileyi okuyup sabaha kadar ağlardı...
ALINTI . . .
|
|
|
|
|
Logged
|
Ve Sen Yine Denendiğinde.. Ve Kalbin Daraldığında.. Ve Yine Bütün Kapılar Kapandığında.. Ve Yine Ne Yapman Gerektiğini Bilmediğinde.. Uzun Uzun Düşün Ve Hatırla Yaradanını!
kuluna Kafi Değil mi?(Zumer Suresi)
|
|
|
| 21 Aralık 2007, 00:16:26 |
|
|
 |
« Yanıtla #1 : 21 Aralık 2007, 00:16:26 » |
|
 bir yazı okumuştum... çok gülen birine yerini garantiledindemi ey kul nasıl bu kadar rahat gülüyorsun deniyordu. ondan sonra gülerken hep aklıma o yazı geldi. şimdide bu paylaşım aklıma kazındı. sağol kardeşim emeğine sağlık
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
| 21 Aralık 2007, 02:10:45 |
|
|
 |
« Yanıtla #2 : 21 Aralık 2007, 02:10:45 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
Sustum tuz basıp yaralarıma, Ne kadar susulacaksa o kadar sustum... İçinde volkanlar taşıyan bir derviş gibi; Yaslanıp yalnızlığın kollarına, Gül döküp kalabalıklara her gece, Yalnız geziyorum gönül ülkemi kimse bilmiyor......
|
|
|
| 21 Aralık 2007, 02:21:07 |
|
|
 |
« Yanıtla #3 : 21 Aralık 2007, 02:21:07 » |
|
bende gülmye başladığımda hemen aklıma takılır...  niye gülüyosun...ağlanacak haline mi...  kendimize gelip biran önce gafletten kurtulalım....  RABBİM razı olsun kardeşim...  inş her kelimesiyle aklımızdan hayatımızdan çıkarmayalım bu paylaşımı...
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
| 21 Aralık 2007, 11:18:28 |
|
|
 |
« Yanıtla #4 : 21 Aralık 2007, 11:18:28 » |
|
Amin cümlemizden Razı olsun...
|
|
|
|
|
Logged
|
Ve Sen Yine Denendiğinde.. Ve Kalbin Daraldığında.. Ve Yine Bütün Kapılar Kapandığında.. Ve Yine Ne Yapman Gerektiğini Bilmediğinde.. Uzun Uzun Düşün Ve Hatırla Yaradanını!
kuluna Kafi Değil mi?(Zumer Suresi)
|
|
|
| 21 Aralık 2007, 12:36:26 |
|
|
 |
« Yanıtla #5 : 21 Aralık 2007, 12:36:26 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| 18 Mart 2008, 14:27:21 |
|
|
 |
« Yanıtla #6 : 18 Mart 2008, 14:27:21 » |
|
NEDEN ÖLÜMÜ HEP BAŞKALRINA YAKIŞTIRIRIZDA KENDİMİZE GELİNCE ÖLMEYECEKMİŞ GİBİ YAŞARIZ ... bu sorunu cevabını bilen yoktur herhalde yada gafletteyiz gibi basit cevaplarla geçiştiririz ..mezarı kazan o mezara bir gün kendinin gireceğini düşünmezmiş..tabutu çakan usta bu tabuta bir gün bende gireceğim diye hayal etmezmiş ...nerden biliyorsun diyeceksiniz ..aslında sadece tahmin ediyorum düşünseydi bir tabut yapar ve bu benimki hazır olsun derdi yada mezar kazar arada gider bakardı burası benim asıl evim diye bunu yapan kaç kişi vardır acaba ...patiskayı dokuyan satan mefruşatçı kendine hiç hazırlamışmıdır iki metre kefenlik yada satan düşünmüşmüdür banada lazım olacak bir gün ...biraz soğuk yorumlar oldu ama kaçınılmaz bir GERÇEK........... aklıma çok ufak yaşlarda ezberlediğim bir dörtlük geldi kim yazmış bilmiyorum ama benim için çok şey ifade ediyor.... NEHİRLER AKTI GEÇTİ... KURUDU VAKTİ GEÇTİ... NİCE HAN NİCE SULTAN.... TAHTI BIRAKTI GEÇTİ... ŞU DÜNYA PENCEREDİR HER GELEN BAKTI GEÇTİ....  razı olsun okumaya değer güzel bir paylaşım olmuş....
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| 10 Mayıs 2008, 18:02:58 |
|
|
 |
« Yanıtla #7 : 10 Mayıs 2008, 18:02:58 » |
|
 razı olsun kardeş emeğine sağlık.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|