İslam Forumu - İslami Forum
Kullanıcı Adı Sürekli Bağlı Kal
Şifre:
Sayfa: 1 2 [3] 4   Aşağı git
  Favorilere Ekle  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Rahmetle Andıklarımızdan "HAMZAT GELAYEV"  (Okunma Sayısı 5278 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
18 Ağustos 2008, 12:02:26
çeçenfedai

Kopamıyorum

*


Üye No : 10033

Yaş : 225

Nerden : Tüm Dünya

Konu  : 48

Mesaj : 981

Aldığı Teşekkür 21
Cihad Anabilim Uzmanı
Offline
« Yanıtla #30 : 18 Ağustos 2008, 12:02:26 »






Şehid Cemil Sainkaplan

1973 Kırşehir doğumlu olan Cemil kardeşimiz 20 günlükken annesini, yedi yaşında ise babasını kaybetti. Ablasının yanında büyüdü. Gençlik yıllarında İslamla tanıştı. Tebliğ çalışmalarında bulundu. Bir arakadaşının vesilesi ile 1996 yılında Çeçen Cihadına katıldı.

Buradan geldikten sonra Keşmir'e gitti. Keşmir'de 4 ay kaldı. Evli ve bir kızı vardı. Kızının ismi Zeyneb'di.

Hanımına "Benim yerim dağlar, kardeşlerimin yanı." şeklindeki sözleri ile içinden geçenleri aktarırdı.

Dünya nimetlerine hiç değer vermezdi. "Dünya malını ne yapacağım? Rabbim bana daha iyisini verecek." derdi.

6 Ağustos 1999 Dağıstan operasyonundan bir hafta önce Çeçenistan'a ulaştı. Dağıstan operasyonu sırasında 18 Ağustos 1999 tarihinde, mücahidlerce "Şehidler Tepesi" olarak adlandırılan tepede şehid düştü.

Rabbimizin Cemil kardeşimizi Rabbinden temenni ettiği güzelliklerle buluşturmasını temenni ediyoruz.
Logged


ALLAH YOLUNDA BEDENİMİN PARAMPARÇA OLMASIDIR DUALARIMIN İLKİ,DİLEKLERİMİN EN GÜZELİ
19 Ağustos 2008, 23:02:30
Amin€

''Bakmayın benim böyle küçük olduğuma.. Benim Kocaman bir yüreğim var... Alemlerin rabbinin konuk olduğu...''

Minare Team

*


Üye No : 5293

Yaş : Yok

Nerden : Tavşanlı

Konu  : 570

Mesaj : 5,463

Aldığı Teşekkür 53
HanZala...
WWW
Offline
« Yanıtla #31 : 19 Ağustos 2008, 23:02:30 »

 
Alıntı
Rabbimizin Cemil kardeşimizi Rabbinden temenni ettiği güzelliklerle buluşturmasını temenni ediyoruz.


Amin.İnşaallah
Logged




 
21 Ağustos 2008, 20:29:56
çeçenfedai

Kopamıyorum

*


Üye No : 10033

Yaş : 225

Nerden : Tüm Dünya

Konu  : 48

Mesaj : 981

Aldığı Teşekkür 21
Cihad Anabilim Uzmanı
Offline
« Yanıtla #32 : 21 Ağustos 2008, 20:29:56 »

Rahmetle Andıklarımızdan "SELAMİ YURDAN"

Şehadetinin 16. yıldönümünde Bosna cihadımızın  unutulmaz şehidi Selami Yurdan'ı ve onun şahsında bütün "Bosna Şehidlerimiz"i rahmet, minnet ve hasretle anarken, hakkın savunulması uğruna kendilerini seve seve kurban veren tüm aziz şehidlerimizin direniş ve şehadet hatlarına olan bağlılığımızı yineliyor; İslam ümmetinin ve işgal altındaki bütün İslam topraklarının tamamen özgürleştiği, müstekbir, haçlı ve siyonistlerin tarihin çöplüğüne atılıp tevhid sancağının yeryüzünün her bir yanında dalgalandığı güne kadar şehidlerimizin kutlu hatıratına sadık kalacağımıza Rabbimize söz veriyoruz.

"Müminlerden öyle erler vardır ki onlar Allah'a verdiği sözde sadakat gösterdiler; onlardan kimileri adaklarını yerine getirdi, kimileri ise beklemektedir!" (Ahzab 23)
Ruhun şâd olsun ey aziz Şehid!



Şehid Selami Saraybosna'da gömülürken...

Logged


ALLAH YOLUNDA BEDENİMİN PARAMPARÇA OLMASIDIR DUALARIMIN İLKİ,DİLEKLERİMİN EN GÜZELİ
28 Ağustos 2008, 16:32:17
çeçenfedai

Kopamıyorum

*


Üye No : 10033

Yaş : 225

Nerden : Tüm Dünya

Konu  : 48

Mesaj : 981

Aldığı Teşekkür 21
Cihad Anabilim Uzmanı
Offline
« Yanıtla #33 : 28 Ağustos 2008, 16:32:17 »

Rahmetle Andıklarımızdan "SEYYİD KUTUB"

Şehit Seyyid Kutub… Firavunların beldesinde Musaca (a.s) bir şecaati ve direngenliği kuşanan adam.
İslam’ın ve Müslümanların yes’e düçar oldukları bir dönemde; Kur’an’ın diriltici soluğuyla karamsarlıkları bertaraf ederek ümmete güven veren kutlu önder…
Hayatını İslam’ın doğru ve sahih bir bilinçle kavranması uğrunda seferber etmiş olan acılı bir aydın.
Dünyadaki mazlumların yürüyüşüne katılmış asil bir alim…
Kendi coğrafyası ve dönemin ruhu içerisinde değerlendirildiğinde daha iyi anlaşılabilecek olan bir mütefekkir…
Kitlelere Kur’an bilincini ve duyarlılığını aşılayan kaygı sahibi bir müfessir ve dava adamı.
Darağacını sonsuz mağfirete doğru uzatılmış bir merdivene dönüştüren fedakâr ümmet evladı.
Yaşadığımız topraklarda bilinç ve erdemi kuşanmış olan her birey üzerinde fikri katkısı olan muvahhid…
Seyyid Kutub 29 Ağustos 1966 yılında şehid edildi.
Şahadetinin 42. yılında aziz şehidimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.
28.08.2008

Şehid Seyyid Kutup'un hayatı...

Haci ibrahim Kutub'un oglu olan Seyyid Kutup, 1906'da Asyut kasabasina bagli Kalia köyünde dünyaya geldi. Babasi köyde, sayilan bir kisi ve Vatan Partisinin bir üyesi olarak bilinmekteydi.
O zaman bu partinin baskanliginda Mustafa Kamil vardi. Haci Ibrahim Kutup ziraatla ugrasir, elde ettigi mahsulün bir kismini satar bir kismini da fakirlere infak ederdi. Annesi ise çok mütedeyyin ve asil bir aileye mensup birisiydi. Seyyid Kutub'a terbiyesiyle, sevgi ve sefkatiyle çok tesir etmisti.
Seyyid Kutup'un Hamide ve Emine adli iki kiz kardesiyle Muhammed adinda küçük bir de erkek kardesi vardi. Daha Kahire'de okurken babasini kaybedince, annesinin ve kardeslerinin bütün mesuliyetleri onun üzerine yikilmis oluyordu. O cia bu durumdan oldukça sikilmisti. Bu sikintidan biraz olsun kurtulmak için, annesini Kahire'ye tasinmaya razi eder ve Kahire`ye tasinirlar.
1940'da annesinin ani vefati Seyid Kutup'u oldukça etkilemisti. Kendisini. hayatta yalniz hissetmeye baslar. Bu konudaki duygularini bizzat kendisi bazi kitaplarinda anlatmaktadir.

SEYYID KUTUB'UN HAYATININ DÖNEMLERI
Seyyid Kutup'un hayatini dört ana bölümde toplamak mümkündür. Bunlardan birincisi dogumundan 1919'a kadar olan bölüm. Seyyid Kutup bu devrede babasinin itinali dini terbiyesi altinda yetismisti. Bir tarafta köylerindeki medreseye devam ederken bir taraftan da babasinin özel terbiyesindeydi. Daha on yasina gelmeden Kur'an-i Kerim'in tamamini ezberlemisti.
Seyyid Kutup'un hayatindaki ikinci dönem ise 1920 ve 1939 arasindaki zamani içermektedir. Bu dönemde Kahire'ye giderek liseyi bitirir ve üniversiteye "Darul Ulum"a girer. Darul Ulum'a girmesindeki maksadi arap dilinde ihtisas sahibi olmakti. Kardesi Muhammed Kutub'un "Küçük Çigliklar" adli kitabinin önsözünde de anlattigi gibi Darul Ulum'da dört sene okumustu. Burada okutulan dersler ise Tarih, Cografya, Arap edebi-
yati, Ingilizce, Sosyaloji, Matematik, Fizik, Felsefe ve dini ilimlerdi.
Seyyid Kutup'u okutan hocalarin basinda ise Mehdi Allame geliyordu. Bu zat Seyyid Kutup'un "Sairin hayattaki görevi" kitabinin ön sözünde sunlari diyor: "Seyyid Kutup'un benim talebem olmasi bana çok büyük bir mutluluk veriyor. Eger hayatta benim ondan baska talebem olmasa bile onun varligi mutluluk olarak kafidir."
Darul Ulum'dan mezun olduktan sonra Milli Egitim Bakanliginda müfettis olarak görev alir.
Fakat bir yazar olarak görevini daha iyi yapabilmek için görevde fazla kalmayarak istifa eder. Bu siralarda hemen hemen her konuda kendisini yetistirmek için okumaya daldigini görürüz. Özellikle arapçaya çesitli dillerden çevrilmis eserleri   incelemekte ve degerlendirmeye tabi tutmaktaydi.
Çok geçmeden Seyyid Kutup da tipki Taha Hüseyin, Abbas Mahmut Akkad ve Mustafa Sadik Rafi gibi harika bir yazar,olarak ortaya çikiyordu.
Onun yazilari da tipki ötekilerinki gibi ayni gazete ve dergilerde yayinlanmaya baslamisti.
Seyyid Kutup'un hayatinin üçüncü merhalesini ise 1939 ile 1951 yillari olusturmaktâdir. Bizim görüsümüze göre bu dönem ayni zamanda Seyyid Kutup'un Islâmi düsünceye dönüsünün de bir baslangici oluyordu. 1939'da "El-Muktatif' dergisi O'nun "Kur'an da Fennî Tasvir" adli bir makalesini yayinlamisti. Seyyid Kutup bu yazisinda bazi ayetlerden örnekler vererek Kur'an'daki sanatsal güzellikleri ve onun üstün icazini ortaya koyuyordu.
Bu yazisiyla ayni zamanda Kur'an'da icaz olayini inkar eden Akkad'in görüslerinden de ayrilmis
oluyordu. 1945 yilinda ayni konuda iki kitap yayinladi.
Seyyid Kutup bu kitaplarinin, almis oldugu dini terbiyenin bir semeresi oldugunu açikça itiraf etmekte, Kur'an'in uslubu ve harikaligiyla kendisini uyandirdigini kabul etmektedir. O'na göre ilmi Kelamin uslubu olan cedel, dinde pek neticeye götürmemektedir. Çünkü akil Kur'an'in inceliklerini ve harikaliklarini tam olarak anlamaktan acizdir. Arkasindan "Sahrada" adli bir kasidesini yayinlayan Seyyid Kutup, burada her seyin bir tertip ve ölçüye göre yaratildigini anlatmaktadir.
1946'da "Iste Sahtekarlik" diye bir kitabi daha yayinlandi. Bu kitabinda Abdullah Ali el-Kasimi ile iki konuda tartisiyordu. Bunlardan birisi "Insanin yaratmak konusundaki gücü" ikincisi ise "Insanin dinlere inanmasiydi". Akkad ve onun gibileri makalelerinde genelde Abdullah Ali'nin kitabini, dolayisiyla fikirlerini medhederken Seyyid Kutup siddetle tenkit ediyordu. Çünkü Abdullah Ali dinin hayatin gerçeklerine ters oldugunu, dine
tabi olanlarin gerilediklerini, özellikle Islâmin insani gerilettigini savunuyordu. Iste bundan dolayi Seyyid Kutup Abdullah Ali'nin demogojilerine yazdigi kitapda hücum ediyor, tenkit ediyor ve onlari çürütüyordu.
7 Ekimn 1946 da Seyid Kutup'un Islâmi fikre baslangiç olarak degerlendirilen "Konum Dersleri" adinda bir makalesi daha yayinlanmisti. Seyyid Kutup bu makalesinde Misir'in toplum yapisinin, siyasi, ahlaki ve sosyal yönlerden tenkidini yaparak, müslümanlari çalismaya çagiriyordu. Toplumun islahi için ne yapilmasi gerekiyorsa müslümanlarin yapmak zorunda olusunun Kur'an'in emri oldugunu söyleyen Kutup delil olarak Al-
lah'in su ayet-i kerimesini gösterip tefsirini yapiyordu: "Sizden iyiligi emreden, kötülükten sakindiran, bir topluluk olsun. Iste asil kurtulusa erenler onlardir. "

ISLAMA DOGRU YÖNELIS.
21 Ekim 1946 bu günkü medeniyeti tenkit ederek onun manevi degerlerden soyutlanmis, sadece maddi bir medeniyet oldugunu delillerle açikliyordu. 1948'in sonlarinda ise "Islâmda Sosyal Adalet" kitabini yayimladi. Kutub bu kitabinda insanligin arzu ettigi gerçek sosyal adaletin Islâmda oldugunu ve hakiki adaletin Kur'an'in
gölgesinden baska hiç bir yerde olmadigini açik açik anlatarak hayatin her alaninda oldugu gibi edebiyatin dahi Islâmi ölçülerden kaynaklanmasi gerektigini vurguluyordu.

1949'da Amerika'ya giden Kutub iki buçuk yil kaldi. Amerika'da kaldigi bu müddet içersinde Misir'daki arkadasi Tevfik el-Hakim'e gönderdigi mektuplarda Amerikan toplumunu ve medeniyetini devamli olarak tenkit ediyordu. Çünkü ; bu medeniyette ruhi degerlerden hiç bir sey yoktur, diyordu. Ayni mektuplarinda "El Melik" adli kitabini da tenkit ediyordu. Çünkü Kutup bu kitabi Islâmi fikirlerle yogrulmadan çok önce yazmisti.
Iste Seyyid Kutup arkadasina yazdigi mektuplarda bu kitabinin tenkidinde, "keske kitabin konusu Yunan felsefesine göre degilde, Islâmi ruhla yazilmis olsaydi. Insallah gelecekteki konular, hayata, kainata ve insana özel bir bakis açisi olan Islâmdan kaynaklanir" diyerek temennilerini de bildiriyordu.
Buna göre diyebiliriz ki Seyyid Kutup'un bu tarihten sonra edebiyata bakis açisi degismistir. Çünkü hayatinin önceki dönemlerine baktigimizda edebiyati din ile ilgisi olmayan bir güzellik olarak degerlendirmekteydi. Fakat simdi her seyin oldugu gibi edebiyatin da tüm konularini dogrudan dogruya Islâmdan almasi gerektigini söyle-
mektedir.

1951 ile 1965 yillarini kapsayan zaman parçasi ise hayatindaki dördüncü merhaleyi olusturuyordu. Kutup bu dönemde edebiyattan tamamen siyrilarak Ihvan-i Müslimin teskilatina katilmisti. Abdulhakim Abidin'in anlattigina göre Seyyid Kutup artik Ihvanin bir fikir elemani olmustu.
Gerçi yönetici olarak Ihvanda hiç bir makami yoktu ama iyi bir müntesip olarak Ihvanin gazetelerinde ve dergilerinde halki devamli olarak Islâma davet ediyordu. Bir ara, 1954'deki tutuklanmasindan önce "Ihvan-i Müslimin" adli gazetede yazi isleri müdürlügü yapmis, orada yazdigi yazilari bir araya getirerek birçok kitaplar olusturmustu.
Bu kitaplardan birkaçini burada zikretmeden geçemeyecegiz:
1- Islâm ve Dünyaya bakis
2- Iste Din Budur
3- Istikbal Islâmindir.

Kutup ayrica Ihvan-i Müslimin gazetesinde din ile devlet islerini birbirinden ayirarak dini siyasetten uzak tutan laik düsünceyi de siddetle tenkit eder, siyaset baskadir, din baskadir sloganinin bir hikaye oldugunu söyliyerek Islâmda böyle bir sey olmadigini haykirir. Çünkü Seyyid Kutup "Islâmin kalplerde bir inanç ve hayat için
bir kanun oldugunu" vurguluyordu.
Ezher üniversitesinin Kur'an-i Kerim'i tefsir etmede taklidi tutumunu da açikça tenkit eden Kutub bu konuda söyle diyordu:
"Bu gün bütün dünya sosyalizm ve kapitalizm gibi belirli sosyal fikirlerin pesinde gitmektedir. Onun için Ezher üniversitesi Islâmi kültürü her yönüyle halka götürmelidir. Ibadette, inanç ve hayatin her alaninda, Islâmin kendisine has, her türlü noksanliklardan uzak ölçülerinin oldugunu izah etmelidir. Ister siyasette olsun, ister iktisatta ve ister cezalarda olsun Islâmin hayatin her konusu için ölçüler koydugunu anlatmali ve Islâmi günlük hayata hakim kilmak için çalismalar yapmalidir.

SEYYID KUTUB'UN SEHADETI
Seyyid Kutup Islâma inanmis ve inandigi davanin gerçeklesmesi için de bir çok çalismalar yapmis büyük bir mücahitti. 27 Kasim 1954'de, Ihvan-i Müslimin Misir devlet baskani Cemal Abdunnasir'a suikast girisimiyle itham edildiginde Seyyid Kutup'da Ihvan-i Müslimin saflarina katilmisti.
Bundan dolayi Ihvan-i Müslimine mensup birçok müslümanla birlikte Seyyid Kutup'da tutuklandi. Yapilan yargilamanin neticesinde Seyyid Kutup'a agir islerde çalistirilmakla birlikte on bes sene agir hapis cezasi verildi. Artik Seyid Kutup Kahire'den bir kaç km. uzakta "Limanneze" hapishanesinde yasamaya baslamisti. On sene hapis yattiktan sonra o zamanin Irak devlet baskani Abdusselam'in Abdunnasir'i ziyaret ederek
Seyyid Kutup'u serbest birakmasini istemesi üzerine Kutub 1964'de serbest birakildi.
Hapisten çikan Kutub 1965'de "Yoldaki Isaretler" adli kitabini yayinlayinca tekrar tutuklanir.
Bu tutuklamada yine Ihvan-i Müsliminden bir çok müslüman vardi. Gerekçe olarakta Ihvan-i Müsliminin devlete karsi darbe girisimini ileri sürerek Ihvani ve Seyyid Kutup'u darbecilikle itham ediyorlardi.
22 Agustos 1966'da Seyyid Kutup'a idam cezasi verildiginde, Assam el Attarin kitabinda anlattgina göre Kutub bu karari tebessüm ve Allah'a kavusmanin verdigi büyük bir mutlulukla karsilamisti. Muhammed Ali Eenna'nin dedigine göre Seyyid Kutup'un asilmasina asil sebep "Yoldaki Isaretler" adli kitabi idi.
Seyyid Kutup'a verilen bu idam karari, Islâm alemine yayildiginda Pakîstan'da Karaçi içinde Cemaati Islâminin mepsuplari tarafindan bir yürüyüs tertiplenmis ve olay kinânarak Abdunnasir'dan karari yeniden gözden geçirmesi istenmistir.
Ayrica yine Pakistan'da "Meclisi Nizami Islâm", "Cemaati Islâmi", "Cemaati Avami"de bu karari ayni sekilde kinamislardi. Diger taraftan Ingiltere'de Rabitatül Islâm, Lübnan'da "Cemaati Islâm" teskilati, Ürdün'de birçok dini sahsiyetler, Sudan'da Seyyid Allal El Fasi ve Istiklal partisi baskani Ahmet el-Hatib, Irak'taki Rabitanin
baskani Seyh Emcek Eczzehavi ve bir çok Islâm alimleri Abdunnasir'i bu kararindan dolayi kinamis ve vaz geçmesi için ikaz etmislerdi.
Bütün bunlara ragmen 9 Agustos 1967 sabahi Lübnandaki "Ennebar"gazetesiyle Misir'daki "El-ehram" gazetesi idam haberini su cümlelerle veriyorlardi.

"...Çelik migferli askerlerden bir grup hazirlanip, agir silahlar artirilarak Kahire hapishanesinin etrafinda bir hisar olusturuldu. Gazetecilerin hapishaneye girisi yasaklandi. Seyyid Kutup idam edildikten sonra da gazetecilerden bölgenin terk edilmesi istendi."
Seyyid Kutup bir çok kiymetli kitap yazmisti. Basta Kur'an-i Kerimin bir tefsiri olan "Fizilal-i Kur'an" olmak üzere hemen hemen her konuda eseri vardir. Özellikle Islâmi konularda, edebiyat ve egitim konularindaki eserleri daha çoktur.
Bunlardan hemen hemen hepsi de türkçeye çevrilmistir.

Allah ondan ve onun gibi mücahidlerden razi olsun.
Logged


ALLAH YOLUNDA BEDENİMİN PARAMPARÇA OLMASIDIR DUALARIMIN İLKİ,DİLEKLERİMİN EN GÜZELİ
12 Eylül 2008, 16:59:59
çeçenfedai

Kopamıyorum

*


Üye No : 10033

Yaş : 225

Nerden : Tüm Dünya

Konu  : 48

Mesaj : 981

Aldığı Teşekkür 21
Cihad Anabilim Uzmanı
Offline
« Yanıtla #34 : 12 Eylül 2008, 16:59:59 »

Rahmetle Andıklarımızdan "HÜSEYİN ENVER"

Hüseyin Enver Diyarbakırlı bir kardeşimizdi.

Hüseyin, sakin bir kişiliğe sahipti. Yalnızlığı severdi. Herkes sohbet ederken onu bir köşede Kur'an okurken görürdünüz.

Cahiliye hayatında sol gurupların içerisinde bulundu. Hidayetinden sonra kendi ifadesi ile "Eğriden doğruya, sahteden gerçeğe, batıldan hakka" yol buldu. Yüksek maaşlı işini bırakarak 1999 yılında Çeçenistan'a gitti.

Bir müddet eğitim alan Hüseyin, becerikliliği ve emirleri itaati ile komutanlarının sevgisini kazandı. 1. Dağıstan operasyonuna katıldı. Hüseyin sakin tabiatli bir kardeşimiz olduğundan uçaklar mevzileri bombalarken bile uyumayı becerebilirdi.

Herkes mevzisinden çıkmadan ateş ederken O, ağzında misvak ile ayakta Ruslara ateş ederdi. Rabbine tevekkülü tamdı.

2. Dağıstan operasyonunda yanına düşen bomba ile yaralanan kardeşimiz, yaralandıktan bir saat sonra 12 Eylül 1999 tarihinde Rabbine kavuştu.
Logged


ALLAH YOLUNDA BEDENİMİN PARAMPARÇA OLMASIDIR DUALARIMIN İLKİ,DİLEKLERİMİN EN GÜZELİ
12 Eylül 2008, 17:47:27
HüseyniSevda

Mustazaf-Er

Isınıyorum

*


Üye No : 26941

Nerden : Dar-ı Dünya

Konu  : 100

Mesaj : 399

Aldığı Teşekkür 21
Zillet Bizden Uzaktır
WWW
Offline
« Yanıtla #35 : 12 Eylül 2008, 17:47:27 »

 
Allah senden razı olsun abiciğim...
Sen unutmuş olduğumuz ama asla unutmamamız gereken şeyleri bize hatırlatıyorsun...
Allah'ta seni her daim unutmadığı kullarından elesin...
:AHH:
Logged

Derdimiz   DİNİMİZ
Çaremiz   DERDİMİZ..


        ..:: Bu  DaVa  Büyüktür.  En  İyİLeRiMiZi  FeDa EtMeK  GeReK ::..
                                          ..::
Ş.Rehber::..
17 Eylül 2008, 20:54:17
çeçenfedai

Kopamıyorum

*


Üye No : 10033

Yaş : 225

Nerden : Tüm Dünya

Konu  : 48

Mesaj : 981

Aldığı Teşekkür 21
Cihad Anabilim Uzmanı
Offline
« Yanıtla #36 : 17 Eylül 2008, 20:54:17 »


AMİR RABBANİ
(RABBANİ HALİLOV)
KAFKAS CİHADI DAĞİSTAN BÖLGE KOMUTANI
ŞERİAT CEMAATİ EMİRİ

RABBANİ HALİLOV ŞU AN DAĞİSTAN HALKININ İŞGALCİ RUS GÜÇLER VE MÜNAFIK RUS DESTEKÇİLERDEN KURTARMAK İÇİN ÇALIŞAN DEĞERLİ BİR ALAN KOMUTANI VE MÜCAHİTDİR.

KENDİSİNİ CD'LERDEN SEYREDEN GÖREN KİŞİLER ONU HEP GÜLER YÜZÜ HALİ İLE HATIRLAYACAKLARDIR.RABBANİ HALİLOV BİR FIRINCI OĞLU OLARAK DÜNYAYA GELDİ.ÇOK İLGİNÇ GELECEK AMA ŞEHİT HATTAB İE RABBANİ ARASINDA BİR AKRABALIK BAĞI VARDIR.ŞEHİT HATTABIN HANIMININ KIZ KARDEŞİ İLE EVLİDİR.

KARAÇAY ÇERKES, KABARDİN BALKAR, ÇEÇENİSTAN (BURAYA GÖREVİ GEREĞİ FAZLA KARIŞMAMAKTADIR) VE ÖZELLİKLE DAĞİSTAN'DA ÇOK ETKİLİ CİHADİ ÇALIŞMALARI BULUNMAKTADIR.RUS RESMİ KAYITLARINA GÖRE 200'DEN FAZLA RUS AJANI VE RUS YANLISI POLİS VE ASKERİN ÖLÜMÜNDEN BİRİNCİ DERECE SORUMLUDUR.

2.CİHAD ÖNCESİ ÇEÇENİSTAN'IN GÜNEYDOĞUSUNDA BULUNAN SERZHEN-YURT BÖLGESİNDE BULUNAN BİR MÜCAHİD EĞİTİM KAMPINDA ŞEHİT BASAYEV VE ŞEHİT HATTABLA BULUŞMUŞ DAĞİSTAN VE ÇEÇENİSTANDA BÜYÜK BİR İSLAM DEVLETİ KURMA KONUSUNDA HEMFİKİR OLMUŞLARDIR.TABİİ BU NOKTADA DAĞİSTANDA YAPILAN MÜCADELE SONRASI RUSLARIN ÇEÇEN TOPRAKLARINA GİRMESİ AMİR RABBANİYİ TAMAMI İLE DAĞİSTANDAKİ MÜCADELEYE ODAKLAMIŞTIR.

DAĞİSTANDA BİR ZIRHLI KONVOYUNU PUSUYA DÜŞÜRÜP 7 RUS ASKERİNİ ÖLDÜRÜNCE RUS VE DAĞİSTANLI UŞAKLAR TARAFINDAN BİR TERTİP YAPILMIŞ RABBANİNİN BABASINI TELEVİZYONA ÇIKARIP RABBANİ HAKKINDA AĞIZA ALINMAYACAK SÖZLER SARFETMİŞ VE BABASI RABBANİYE KARŞI
- SENİ YAKALARSAM SENİ KENDİ ELLERİMLE BOĞACAĞIM .DEMİŞTİR.

TABİİ UŞAKLIK YAPMAYA VE KÖLE OLARAK YAŞAMAYA DEVAM ETMEK İSTEYECEK OLAN RABBANİNİN BABASINA VE TÜM KÖLELEŞTİRİLMİŞ VE UŞAK OLMAYI BİR HAYAT BİÇİMİ OLARAK BENİMSEMİŞ TÜM YARATIKLARA SÖYLEYECEK SÖZÜMÜZ YOKUR.

AMİR RABBANİDE BABASINA VE RUSLARA KARŞI YANITINI YAPMIŞ OLDUĞU ASKERİ OPERASYONLARLA VERMİŞTİR.VERMEYE DE DEVAM EDECEKTİR İNŞALLAH.
2002 YILINDA CENNET ADLI BİR BİR MÜCAHİD GRUP KURMUŞ EYLEMLERİNDE DAĞİSTANLI POLİSLER VE FSB AJANLARINI HEDEFLEMİŞTİR.GİTTİKÇE ETKİSİNİ ARTTIRAN CENNET ADLI MÜCAHİD GRUBU YEREL OTORİTEYİ HIZLA ZAYIFLATMIŞ VE 2004 YILI İÇERSİNDE 30'DAN FAZLA DAĞİSTANLI POLİS VE FSB AJANI ÖLDÜRÜLMÜŞTÜR.

ZAMANLA EYLEMLERİNİN MERKEZLERİNİ MAHAÇKALE YAPMIŞ RUSLARA VE UŞAKLARINA KORKU SALMIŞTIR. GİDEREK GENİŞLEYEN VE BÜYÜYEN CENNET ADLI MÜCAHİD GRUBU YENİDEN DÜZENLEMEYE GİDEREK İSMİNİ ŞERİAT CEMAATİ OLARAK DEĞİŞTİRMİŞ BU HAMLE İLE EYLEMLERİNE HIZ KATARAK CİHADI SÜRDÜRMÜŞLERDİR.

BURADA ÇOK DEĞERLİ EYLEMLER OLMUŞTUR SIRASI İLE MAHAÇKALEDEKİ BİR CEZAEVİ SORUMLUSU İLE DAĞİSTAN İÇİŞLERİ BAKANLIĞINDA OPERASYON BÖLÜMÜ BAŞKANI İKİ POLİS ALBAYINI YOK ETMİŞLERDİR. SONRASINDA BAŞKENT MAHAÇKALEDEKİ MÜSLÜMANLARA KARŞI KANUNSUZ VE ACIMASIZ EYLEMLERİ İLE TANINAN BİR FSB AJANI İLE BİR YEREL POLİS ORTADAN KALDIRILMIŞTIR.

EYLEMLERLE ÇILGINA DÖNEN RUSLAR VE YEREL MAŞALAR RABBANİ HALİLOV VE MÜCAHİDLERE KARŞI SERİ OPERASYONLARA BAŞLAMIŞ ÖZEL BİRLİKLERİN KATILDIĞI BİR OPERASYONDA YİNE KÜÇÜK BİR BÖLGEYE SIKIŞAN MÜCAHİD BİRLİKLER ÖZEL KUVVET KOMUTANI İLE İKİ POLİS SUBAYINI ÖLDÜRÜREK KUŞATMAYI YARMIŞTIR.ANCAK BU NOKTADA DAĞİSTAN CİHADINDA ÖNEMLİ BİR İSİM OLAN MOGAMED AKAYEV ŞEHİT DÜŞMÜŞTÜR.

AMİR RABBANİ DAĞİSTANDA RUSLARIN VE UŞAKLARIN ARADIĞI VE EN ÇOK HEDEFLEDİĞİ EN ÖNEMLİ KİŞİDİR.RUSLAR VE MÜNAFIKLAR ÇEÇENİSTANDA DOKKA UMAROV'U NE GÖRÜYORLAR İSE DAĞİSTAN'DA RABBANİ HALİLOV'U AYNİ GÖZLE GÖRMEKTEDİR.

RUS İSTİHBARATINA GÖRE RABBANİ HALİLOV'A BAĞLI MÜCAHİD BİRLİKLER ÇOK İYİ EĞİTİMLİ ÇEÇEN-DAĞİSTAN SINIRINDA BULUNAN DAĞLARDA ÜSLENEN VE ANİ BİR HAREKETLE DAĞİSTAN TOPRAKLARININ İÇİNE GİREBİLECEK KADAR BECERİKLİ, OPERASYONEL KABİLİYETİ YÜKSEK VE ÜSTÜN BİR KUVVET OLARAK GÖRÜLMEKTEDİR.



Dağıstan cephesi askeri genel emir yardımcılığı tarafından yapılan açıklamayla Dağıstan cephesi askeri genelkurmay başkanı Komutan Rabbani 17 Eylül tarihinde yaşanan çatışmalarda çok arzuladığı şehadete kavuşmuştu.

Dağıstanın Lak kökenli 38 yaşındaki Kahraman evladı Halilov, Yıllarca mücadeleyle geçen hayatını Ramazan günü şehadete ulaşarak tamamladı.

Komutan Rabbani 1998 yılında efsanevi komutan Şamil Basayev'in gurubuna katılmış ve o günden bu yana mücadelenin önde gelen isimleri arasında yer almıştır.

Komutan Rabbani Halilov efsanevi komutanlar Hattab, Şamil, Ebu Velid, Ebu Hafs la omuz omuza büyük başarılar elde etmiş ve Şehid liderler Mashadov ve Sadullayev dönemlerinde askeri Şu ra içersinde değişik görevlerde bulunmuştur.

Komutan Rabbani en son olarak ÇİC askeri Şu ra sı emiri ve Devlet Başkanı Umarov Dokko tarafından Dağıstan Cephesi Genel askeri emirliğine atanmıştı.

Komutan Rabbani İşgalci askerlere Çeçenistan ve Dağıstan içersinde sayısız operasyonlar düzenlemiş büyük başarılar elde etmiştir.

İşgalci Rusya pek çok eylemden sorumlu tuttuğu Komutan Rabbani için büyük para ödülleri koymuştu.

Rus güvenlik birimleri, Halilov'u 2002'de 45 kişinin öldüğü Kaspisk'teki saldırıdan sorumlu tutuyordu.

Kafkasya direnişi değerli Komutan yiğit mücahit Rabbani nin Şehadeti ile inşALLAH ALLAH ın vaat ettiği iki zaferden birisine ulaşmıştır. Komutan Rabbani hayatı, mücadelesi ve şehadeti ile direnişimizin altın sayfalarındaki yerini almıştır.

ALLAH tan ümidimiz, Komutanımızın kanının Müslümanların yolunu aydınlatması, Kâfirlere ise ateş olmasıdır
[/size]

Logged


ALLAH YOLUNDA BEDENİMİN PARAMPARÇA OLMASIDIR DUALARIMIN İLKİ,DİLEKLERİMİN EN GÜZELİ
17 Eylül 2008, 21:00:24
çeçenfedai

Kopamıyorum

*


Üye No : 10033

Yaş : 225

Nerden : Tüm Dünya

Konu  : 48

Mesaj : 981

Aldığı Teşekkür 21
Cihad Anabilim Uzmanı
Offline
« Yanıtla #37 : 17 Eylül 2008, 21:00:24 »


ŞEHİT İSA MUSKİEV
(EMİR HALİD)
ÇİC SİLAHLI KUVVETLERİ KURÇALOY SEKTÖRÜ KOMUTANI
SEYFULLAH TUGAYI EMİRİ
ŞEHADET TARİHİ:17 EYLÜL 2006

İsa muskiev çok genç yaşlarda rus tecavüzcülerine karşı cihada katılmıştır...
cesareti ve başarısı ile kendini göstermiş kısa zamanda mücahitler arasında sevilmiştir.
öyle ki mücahitler arasında güvenilir bir olduğundan en önemli görevlere verilmiş ALLAHIN İZNİYLE alnın akıyla verilen tüm görevleri hakkıyla yerine getirmiştir.

zaman içersinde başarıları artan şehit isa muskiev daha da dikkat çekmeye başlamış bizzat kurçaloy sektörü komutanlığına getirlmiştir.ayrıca bu bölgede kendisine bağlı seyfullah islam tugayı ile birlikte çeşitli operasyonlar yapmıştır....

bunlardan en ünlüsü 4 temmuz 2006 avtury bozgunu operasyonudur...
bu operasyonun görüntüleri youtube'da bulunmakta merak eden arkadaşlar bakabilir.
ki bu operasyon sonucu ruslar 20 kayıp verdiklerini açıklarken şehit muskiev en az 50 tecavüzcü işgalci rezil sarhoş ve aklına gelebilecek tüm sıfatlara layık sıfatsız nursuz katilin öldürüldüğünü açıkladı.

ayrıca mücahitlerin yüksek moral ve yüksek islam ruhu ile savaştığını silah ve cephanelerinin yeterli olduğunu ekliyordu...

operasyon tam da g-8 yeryüzünün şeytanları zirvesine denk gelmişti.putin operasyonla ilgili sorulara çeçenistan savaşın sona erdiği karşılığını veriyordu.
operasyonlara kardeşi ali muskievle katılıyor gittiği her operasyon yer değiştirme lojistik faaliyetler gibi çeşitli organizasyonlara kardeşi ile yapıyordu.

Muskiev daha önce Çeçenistan Cumhurbaşkanı Abdulhalim Sadullayev'e yapılan suikast sırasında diğer bir Çeçen mücahid ile birlikte yara almadan kurtulmuştu. Şehid İsa Muskiev, Şehid Abdulhalim Sadullayev'in korumalığını da yapıyordu.ayrıca şehit basayev en yakınında olan mücahidlerden biriydi.

son derece atletik bir bedene sahip olan şehit isa muskiev mücahid arkadaşları arasında attığı parandelerle de hem hayranlık uyandırıyor hem de arkadaşlarının neşelenmesine vesile oluyordu.....

ve bu güzel şehit kardeşi ile birlikte 17 eylül gecesi geç vakitlerde münafık ve ruslardan oluşan şeytan takımının üyelerinin şiddetli pususuna düşüyor ve cennete doğru kanatlanıyordu...
tabii bizzat şehitler tarafından azraille tanış edilen ve cehenneme yuvarlanan bir kaç münafıkta o gece cehennem için biletini alıyordu.

Ayrıca yaklaşık 2 hafta önce emir zaurbek ve emir osman tarafından koordineli olarak düzenlenen planlı operasyonda şehit isa muskiev ve kardeşinin şehadetine karışan şeytanın askerleri kadirovist sever birliği komutanı da biraz gecikmeli de olsa cehennem biletini alıyordu...
Unutmayalım,

Allah güçlüdür, intikam alıcıdır. (Al-i İmran Suresi, 4)
ve intikamı alınmıştır çok şükür...

Çeçenistan İslam cihadını bir kez daha selamlıyor, şehidlerin izinde ve Kur'an'ın gölgesinde sürdürdükleri kutlu direnişlerinde Allah Tebareke ve Teala'dan nusret ve feth-i mübin niyaz ediyoruz.


Logged


ALLAH YOLUNDA BEDENİMİN PARAMPARÇA OLMASIDIR DUALARIMIN İLKİ,DİLEKLERİMİN EN GÜZELİ
21 Ekim 2008, 14:35:43
çeçenfedai

Kopamıyorum

*


Üye No : 10033

Yaş : 225

Nerden : Tüm Dünya

Konu  : 48

Mesaj : 981

Aldığı Teşekkür 21
Cihad Anabilim Uzmanı
Offline
« Yanıtla #38 : 21 Ekim 2008, 14:35:43 »



Çeçen İçkeriya Cumhuriyeti Askeri Şura tarafından yapılan açıklamaya göre, Güney-Batı Cephe Komutanı Tarhan Gaziyev'e bağlı Şatoy bölge Komutanı Ramazan 21 Ekim 2007'de Rus işgalcilerle girdiği çatışmalarda şehit olmuştur. Ramazan Çeçenistan'da Dağ-Aslanı olarak tanınıyordu...

Cumhuriyeti Askeri Şura sözcüsü Sayf-İslam tarafından yapılan açıklamaya göre, Güney-Batı Cephe Komutanı Tarhan Gaziyev'e bağlı Şatoy bölge Komutanı Ramazan 21 Ekim'de Rus işgalcilerle girdiği çatışmalarda şehid oldu. Komutan Ramazan Çeçen Cumhuriyeti İçkeriya Cumhurbaşkanı Dokko Umarov tarafından Dağ-Aslanı lakabı veren Komutanı idi. Bir kaç ay önce Şatoy bölgede girdiği çatışmalarda Rus işgalcilerin helekopteri düşürmüşlerdi. Ramazan bölgede hem işgalcilerle mücadele veriyordu hem halk arasında tebliğ çalışmaları yürütüyordu. 21 Ekim 2007 de Roşni-Çu bölgesinde teftişe çikan Komutan ramazan ve yardımcısı işgalcilerin kurmuş oldukları pusuya düştüler. Komutan Ramazan "SVD" tipi rus yapımı snayper silahi ile gözünden vurularak ilk an şehid düştü. Arkadaşı işgalcilerle çatışmaya girdi. Yaklaşık 45 dakika süren çatışma sonrasında Ramazan'ın arkadaşın tüm mühimmatı bitmiş olmalıki çatışmalar durmuştu. Çeçen Mücahid kendisi ağır yaralanmıştı. Teslim ol çağrısına teslim oluyorum yanıtı veren mücahid rus işgalcilerin yanına geldiklerinde elindeki el bombanın fünyesini çekerek iki işgalciyi öldürerek son nefsini vererek şehid oldu. Çeçenler ramazanı ve arkadaşını hiç unutmayacaklardır. Allah şehadetlerini kabul etsin ey Dağ-Aslanı ve arkadaşı.
Logged


ALLAH YOLUNDA BEDENİMİN PARAMPARÇA OLMASIDIR DUALARIMIN İLKİ,DİLEKLERİMİN EN GÜZELİ
21 Ekim 2008, 20:11:23
çeçenfedai

Kopamıyorum

*


Üye No : 10033

Yaş : 225

Nerden : Tüm Dünya

Konu  : 48

Mesaj : 981

Aldığı Teşekkür 21
Cihad Anabilim Uzmanı
Offline
« Yanıtla #39 : 21 Ekim 2008, 20:11:23 »

Rahmetle Andıklarımızdan "NİZAM BIÇAKÇI"

Karanfildir Toprağa Yiğitçe Savaşmışsa…
FELLUCE ŞEHİDİMİZ NİZAM BIÇAKÇI

Vuruştuk yıllarca dünyada
Özgürlük aşkınız için
Yüreğimizde imanla
Sırtımızda silahlarla…

Kan ağlayan anaların feryatlarını, aç ve açıkta kalmış çocukların göz yaşlarını, şehirleri kuşatılmış, evleri yakılmış, yıkılmış, malları yağmalanmış ve bombalar altında kavrulan insanların acısını yüreğinde hisseden nice erler vardır. O erler ki dünyayı sömürenlere karşı İslami ve insani sorumluluğu kuşanıp unuttuğumuz nice değeri omuzlarında taşırlar. Arap, Peştun, Türk, Kürt, Çeçen, Fars ya da batılı olabi- lirler; sınırlar ötesindeki kardeşlerini sahiplenmek için yarı, anayı, çoluğu çocuğu bırakır da giderler sızılı bir ırmağın uğurladığı onlar. Taşıdıkları bir candır sonuçta. Bu canı, Allah için feda edebilmenin kaygısıdır onları yollara düşüren.

Felluce’de direnişçilerin tim komutanlarından birisi olarak savaşan Nizam Bıçakçı da sözünün eri olan ve yiğitlenmiş doruklarda karanlığa kavgacı saflarda yerini almış bir kardeşimizdi. Nizam Bıçakçı, ABD askeri konvoylarına ve helikopterlerine yönelik operasyonlarda düşmana önemli kayıplar verdirdi. ABD bombardımanında şehid düşmüştü.

Nizam Bıçakçı’nın Ramazan’ın ilk haftasında, tahminen 21 Ekim 2004 Perşembe günü yine bir operasyon dönüşünde, mücahitlerle birlikte kaldığı ev ABD uçakları tarafından bombalandı. Evde bulunan 6 mücahitten 5’i şehid oldu. Nizam Bıçakçı’da şehitler arasında Rabbine kavuştu.

Şehidimizle ilgili
1971 Kars doğumlu olan Nizam Bıçakçı, cihad için Gazi Üniversitesi Arap dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bıraktı. Daha önce Çeçenistan ve Keşmir cihadlarında da bulunan Nizam Bıçakçı’dan, takvası, genel kültürü ve İslami bilgisi ile tüm mücahidler arasında kendisine saygı duyulan biri olarak bahsdeliyordu. Arapça, Farsça, Rusça, İngilizce, Kürtçe, ve Türkçe biliyordu. Katıldığı çatışmalarda cesareti ve askeri yetenekleri ile temayüz ett. Rus ve Hindu işgalcilere karşı başarılı operasyonları komuta etti.

İki çocuğu vardı şehidin.. Biri 1,5, diğer 5 yaşında iki kız çocuğu.. Küçük kızının adıda Şehide idi. Babası Nurettin Bıçakçı, oğlunun şehadetini metanetle karşıladı. Oğlunun haysiyetli ve şerefli bir yolda şehid olmasıyla teselli buldu ve onur duydu. Dostları onunla ilgili hep, hayatı boyunca kendini İslam’a adamış, ciddiyet, vakar ve fedakarlığın örneği olarak bahsettiler.

Şehid gibi yaşayanlardır şehidliğe erenler. Türkiye Müslümanları değerli bir evladını daha kay betti ama gerçek bir ŞEHİD kazandı.. Allah şehadetini mübarek etsin.. Mekanı cennet olsun..
Cihaderi.net

Şehidimizle ilgili Yeni Şafak gazetesinde yer alan haber:
Irak'taki direnişçilerle savaşırken ABD uçaklarının bulunduğu evi bombalaması sonucu hayatını kaybeden Nizam Bıçakçı'nın babası Nurettin Bıçakçı, oğlunu kaybetmekten dolayı yüreğinin yandığını belirten babası Nurettin Bıçakçı, "O bizi üzecek hiçbir şey yapmadı. İnandığı gibi yaşadı ve şehid oldu" dedi. Nizam Bıçakçı'nın şehid olmayı, hayatında varacağı son ideal nokta olarak gördüğünü belirten Nurettin Bıçakçı, "Nizam 1971 yılında Kars Sarıkamış'ta doğdu. İlk ve orta eğitimini Sarıkamış'ta tamamladı. Sarıkamış Meslek Lisesi Elektrik Bölümü'nden mezun olduktan sonra Ankara Gazi Üniversitesi Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü kazandı. Okulda olduğu süre Arapça'nın yanısıra İngilizce, Farsça, Rusça'yı çok iyi öğrendi" diye konuştu.
İki çocuğu var

Sarıkamış'ta emekli olduktan sonra, bir süre Kayseri'de ikamet ettiğini belirten Nurettin Bıçakçı, "Nizam'ı 7 yıl önce Kayseri'de evlendirdik. Şimdi Zeynep (5) ve Şehide (1,5) yaşlarında yavrusu var. 5 yıl Konya'da kaldı. Daha sonra İstanbul'a yerleştik. Nizam, İstanbul'da ağırlıklı olarak tercüme işleri yapıyordu" dedi. Nurettin Bıçakçı, Nizam'ın 23 Nisan'da umreye gittiğini belirterek "Daha sonra internet mesajlarından Felluce'de olduğunu öğrendik. Zaman zaman internet mesajı atıyordu. Eşi bir an önce gelmesini istedi. Ancak eşine, 'hayatımın en güzel günlerini yaşıyorum. Ben gelemem. Siz başınızın çaresine bakın' şeklinde cevap verdi. O şehid olmadan önce kendini şehadete hazırlamıştı" diye konuştu.


Şehidimizle ilgili tağuti medyadan Milliyet Gazetesinin haberi:
Irak'ta esir alınanların kafalarının kesildiği görüntülerde, fondaki Türkçe konuşmalar "İnfazda Türk var" tartışmalarına neden olurken, dün İslami gazetelere verilen "Felluce şehidi" başlıklı ölüm ilanı, Irak'ta bazı İslamcı Türk vatandaşı militanların varlığını kanıtladı. Pendik'teki bir caminin imamı da, oğlunun terör örgütleriyle ilgisi olmadığını savundu. Felluce'de ölen Nizam Bıçakçı'nın ailesi, oğullarının Türkiye'de askerlik yapmadığını söyledi.
Irak'ta Ramazan'ın ilk haftasında ABD uçaklarının bombaladığı evde ölen 5 kişiden birinin Türk olduğu ortaya çıktı. Ailesi, gazetelere verdiği ilanla oğulları 33 yaşındaki Nizam Bıçakçı'nın ölümünü "Felluce şehidi" olarak duyurdu. Evli iki çocuk babası Bıçakçı, 23 Nisan'da Irak'a giderek ABD askerleriyle çatışan bir gruba komuta etti. Felluce'deki altıncı ayında bir operasyondan dönerken, kendilerini takip eden ABD uçaklarının girdikleri evi bombalamasıyla Bıçakçı'yla birlikte 5 kişi öldü, bir kişi de yaralandı. Irak'tan internet yoluyla Türkiye'deki gruba bombalama olayı duyuruldu. Ailenin ölüm olayından yaklaşık 20 gün sonra haberi oldu.
Nizam Bıçakçı'nın Pendik Esenyalı'daki Muhammediye Camii imamı olan babası Nurettin Bıçakçı oğlunun terör örgütleriyle bir bağlantısı olmadığını savunarak, "Öyle bir şey olsaydı sezerdik bırakmazdık. Oğlum televizyonda Amerikan askerine kızıyor ve 'Ben bunu uzaktan seyrederek kabul edemem' deyip çekip gidiyor" dedi.

'En güzel günlerim'
Nizam Bıçakçı'nın 23 Nisan'da umreye diyerek evden çıktığını kaydeden baba Bıçakçı şunları söyledi: "Söylemiş olsaydı karşı çıkardım. Eşiyle en son üç ay önce konuşmuş. Karısı, 'Gelmiyor musun' diye sorunca 'Hayatımın en güzel günlerini yaşıyorum, gelmeyi düşünmüyorum' demiş. En güzel günler dediği de Amerikalılarla çatışmaya girmeleri."
Baba Bıçakçı'nın görüşü ise oğlunun Allah yoluna şehit olduğu... Baba Bıçakçı, "O kadar şehitliğe âşıktı ki, küçük kızının adını da 'Şehide' koymuştu. Eceli gelmiş. Öyleyse Allah yolunda ölmesi daha iyi" dedi.
Oğlunun silah eğitimini 'önceden gittiği yerlerde aldığını' belirten Bıçakçı, Irak'ta rehinelerin kafalarının kesildiğinin anımsatılması üzerine, "Vallahi oğlum **yasak kelime** kafasını kesmez. Oğlum öyle cani değildi, merhametliydi" dedi. Bıçakçı, Arapça, Farsça, Rusça, İngilizce, Kürtçe biliyordu.

Şehidimizle ilgili tağuti Sabah gazetesinde yer alan haber:
Direnişe katılmak için gittiği Felluce kentinde ABD bombardımanı sonrası ölen Nizam Bıçakçı'nın ailesi ve arkadaşları Yeni Şafak gazetesine 'şehit' ilanı verdi.

Irak'taki ABD askerlerinin direnişin kalesi Felluce'ye operasyon başlatması sonrası direnişçilere katılmak için Felluce'ye giden Nizam Bıçakçı, 21 Ekim günü düzenlenen hava saldırısında öldü. Bunun üzerine 33 yaşındaki Nizam Bıçakçı'nın babası Nurettin Bıçakçı ile arkadaşları Yeni Şafak gazetesine oğullarının şehit olduğunu öne süren bir ölüm ilanı verdi. Baba Nurettin Bıçakçı verdiği ilanda "Oğlumuz Nizam'ı ABD zulmüne karşı direnişin kalesi Felluce'de cennete uğurladık. Şahadetiyle iftihar ediyoruz. Allah şahadetini mübarek etsin. Cihadı sevmişti ta küçük yaştan, vazgeçti dünyadan, ekmekten, aştan. Vazgeçiremedim onu savaştan, ömrü bu kadarmış şehit Nazım'ın" ifadeleri yer aldı. Arkadaşları ise verdikleri ilanda, Bıçakçı'nın Felluce'de 'başarılı operasyonlar düzenleyen iyi bir tim komutanı' olduğunu ve mücahit arkadaşlarıyla birlikte kaldığı evin ABD uçakları tarafından bombalanması sonucu 'şehit düştüğünü' dile getirdi. Türk direnişçiler, daha önce Bosna, Afganistan ve Çeçenistan'a savaşmaya gitmiş, birçoğu düzenlenen operasyonlarda ölü olarak ele geçirilmişti.
Logged


ALLAH YOLUNDA BEDENİMİN PARAMPARÇA OLMASIDIR DUALARIMIN İLKİ,DİLEKLERİMİN EN GÜZELİ
21 Ekim 2008, 20:28:43
mehmet akif

mehmet akif

Yazar

*


Üye No : 25901

Nerden : istanbul

Konu  : 172

Mesaj : 490

Aldığı Teşekkür 20
yollar ki Allah a çıkar bendedir...
Offline
« Yanıtla #40 : 21 Ekim 2008, 20:28:43 »

 ALLAH RAZI OLSUN KARDEŞİM NİZAM BIÇAKÇI BENİM DAYIMIN OĞLUDUR GERÇEK BİR MÜCAHİTTİ ÇEÇENİSTANDA , FELLUCEDE, YİĞİTÇE SAVAŞMIŞTIR..CİHAD AŞIĞI BİR İNSANDI RAHMETLE ANIYORUZ....
Logged

Gül devrini bilseydim onun bülbül olurdum..YA Rab beni evvel getireydin ne olurdu.....
23 Ekim 2008, 10:40:31
çeçenfedai

Kopamıyorum

*


Üye No : 10033

Yaş : 225

Nerden : Tüm Dünya

Konu  : 48

Mesaj : 981

Aldığı Teşekkür 21
Cihad Anabilim Uzmanı
Offline
« Yanıtla #41 : 23 Ekim 2008, 10:40:31 »

 Maşallah Barekallah
Dilerim bu yakınlığınız onun şefaatine eriştirir sizi inşallah
ALLAH sizden de razı olsun
Logged


ALLAH YOLUNDA BEDENİMİN PARAMPARÇA OLMASIDIR DUALARIMIN İLKİ,DİLEKLERİMİN EN GÜZELİ
25 Ekim 2008, 13:03:26
çeçenfedai

Kopamıyorum

*


Üye No : 10033

Yaş : 225

Nerden : Tüm Dünya

Konu  : 48

Mesaj : 981

Aldığı Teşekkür 21
Cihad Anabilim Uzmanı
Offline
« Yanıtla #42 : 25 Ekim 2008, 13:03:26 »

 
"... 'Bilal ölmüş' derlerse sakın inanma ana... Bil ki ben şehid
olmuşumdur... Şehidler ölmez ana !.."

Şehidin Kardeşi Zuhal Yaldızcı Anlatıyor:

"Ağbim Bilal l967 yılında İzmir'in Ödemiş ilçesinde dünyaya geldi. Ağbimden
bir yaş küçük Ablam Nihal ve en küçükleri ben Zuhal olmak üzere üç kardeşiz.
'Kardeşiniz' diyorum, çünkü O'nun şehid olması ebedi olarak aramızdan
ayrılması demek değildir. Bilakis ağbimizi cismen yanımızda olmasa da manen
her an aramızda hissediyoruz.

Ailemizin tek erkek evladı olması sebebiyle annem ve babam abimin üzerine
çok düşüyorlardı. Onu toplum içerisinde belli bir mevkiye ulaştırmak
istiyorlardı. Abimin içinde duyduğu düşünce ve hisleri anlayamadıkları için
Abim, annem ve babam gibi düşünen daha nice ana ve babaları "Sözde
müslümanlar" olarak nitelendiriyordu.
Onun lise yılları döneminde vermiş olduğu mücadeleler, kendi çevremizde ve
ailemde büyük şaşkınlıklar meydana getiriyordu.

Birgün eve gece yarısı geldi. Hepimiz merak içerisinde onu bekliyorduk. O
ise gayet rahatlıkla içeriye girdi. Zaten meraktan iyice yorgun düşen annem
ağbimi sorularla boğdu. Biz başına bir iş gelmesinden korkuyorduk. Fakat hiç
ummadığımız bir cevapla karşılaştık. Diyordu ki "Anneciğim şu anda
Kabristandan geliyorum. Bu yaptığım şeyi 6 aydır sürekli yapıyorum. çünkj
içimdeki ölüm korkusunu yenebilmekti amacım. Gördüm ki doktoru, avukatı,
zengini, fakiri hepsi bir arada ses çıkarmamacasına yatıyorlar... Ağbimin
şehid haberi geldikten sonra müdürlük yaptığı kursun masasında küçük bir not
bulundu "Allah'a şükür ölüm korkusunu yendim..." diye. .

Yine bir pazar günü dört arkadaşıyla birlikte Ödemiş'in bilinen bir dağı,
Bozdağ'ına araba yolunu bırakarak, dağa tırmanarak çıkmışlar. Ağbimin böyle
yapmaktaki amacı, Afganistan'a gittiğinde, orada Hindikuş dağlannda
yürümekte zorluk çekmemek içindi.

"Müslüman kardeşinin derdiyle dertlenmeyen bizden değildir:' hadisini
kendine şiar edinmişti. Kendi hissettiklerini ve düşündüklerini müslüman
kardeşlerine de yansıtabilmek için çok mücadele veriyordu.

Nihayet birgün vermek istediği mücadele fiiliyata dönüştü. Artık kendisi
Türkiye'nin debdebeli hayatı içerisinde değildi. Afganistan'da şehid kanı
kokan o topraklarda, mücahid kardeşleriyle aynı payı paylaşıyordu. Tabi biz
bundan bihaberdik. Evden ayrılırken bize, Pakistan'a, İslam Üniversitesi'ne
okumaya gidiyorum diyerek malumat vermişti. Biz O'nu okuyor düşünürken,
Ağbimin Afganistan'da, Hindikuş dağlarında, Allah yolunda şehid düştüğü ve
kanlı elbiseleriyle toprağa defnedildiği haberi ulaştı. Sonradan
öğrendiğimize göre Ağbimin katılmış olduğu operasyonun yapıldığı bölgeye
daha önceleri, Hindikuş dağlarından yürüyerek 24 günde gidiliyormuş.
Garnizonun fethiyle 24 günlük yol bir haftaya düşürülmüş. Bu zorlu ve güç
operasyonda şehid düşen mücahidlerden biri de canım ağbim Bilal Yaldızcı
idi.

Ağbimin İslam davasını bizim omuzlarımıza yüklemesi ben içine kapanık
kardeşini çok etkilemişti. Ramazanda ilk defa cemaate sohbete çıkmıştım ve
'Yarabbi her' adımıma 70 şehit sevabı ver' diye, arzu ederek gitmiştim, eve
döndüğümde yorgunlukla uyuya kalmıştım. Ve rüyamda canım ağbimi gördüm.
Ağbimin kabrini ziyaret için Afganistan'a gitmiştik ve kabrini açtırmayı
düşünüyorduk. Yanımızda bir Afganlı mücahid vardı. Kabri açtığımızda kabir
bomboştu. Ve hepimiz şok olmuştuk. Üzülüp düşünceye dalınca baktık ki gök
yüzünden nur şeklinde bir şey kabre doğru inip kabri genişletti. Ve aynı
cennet manzarasını andırır hale geldi. Ve o nur ağbimin cismini alıverdi.

Bize diyordu ki “Anneciğim kardeşlerim ve babacığım, beni aradınız geldiniz
gelin oturun sizlerle kucaklaşayım hasret gidereyim'... Ve biz de çok
şaşkındık. En önemlisi daha yeni kurşun yarası almış gibi sıcacık taze
kanları sızıyordu. Ağbim kabirden çıkarak anneme sarıldı sonra babama sanldı
sıra bana geldi ben cesaret edemedim, tereddüt ettim. Ağbim benim bu
durumumu anlamış olacak ki 'Kardeşim sakın öyle düşünme bana sarılın ki bu
kanlarım sizin elbiselerinize bulaşsın yarın kıyamet gününde sizleri o
kanlarınızIa tanıyabileyim... O kan sizlere şahitlik edecek' diye tatlı bir
nasihatten sonra kucaklaşıp hasret giderdik. Ve birden kabir eski durumuna
geldi açık bir şekilde bir anlığına gerçekleri yaşadık orada.

Daha sonra manevi bir halde anneme ziyarete falan gelip ona birçok şeyler
anlatmaya çalışıyordu. Manen.
Cenab-ı Allah şefaatinden tüm müminleri ayırmasın..."

*************************************

Şehid Bilal'in Ailesine Yazdığı Son Mektup

"Hamd ezeli ve ebedi, Rahman ve Rahim olan Allah'a... Salat ve selam O'nun
resulü, tek hayat önderimiz Hz. Muhammed (sav)'e, al ve ashabına ve O'nun
yolunda giden inananlara.

Sevgili anneciğim ve babacığım ve kardeşlerim, bugün Pakistan'a geleli iki
buçuk ayı geçti. Şu anda Afganistana
doğru 'yola çıkmayı bekliyoruz. Biraz sonra hareket edeceğiz. Allah (cc)
niyetimi halis, ayaklarımı hak yol üzere sabit kılsın. Fırsattan istifade
bunları yazıyorum. Bunu artık bir mektup mu kabul edersiniz yoksa bir
vasiyet mi nasıl dilerseniz.

Afganistan'da gitmeyi planladığımız yer İşkemiş-Tahhar bölgeleri. Afganistan
ile Rusya'yı birbirinden ayıran Amu Derya kıyısında bu yerler. Buraya
gidebilmemiz içjn 25 gün yol yürüyoruz. Yanımda bir Türk arkadaş daha var.
Bu arkadaşla daha önce de Kunar cephesine gittik. Bunları yazıyorum ama
bunlar boş şeyler. Asıl yazmak istediğim Babacığım, nasibimde gidip
dönmemek, Peygamberlikten sonra en büyük mertebe şehidlik var ise ki
inşaAllah vardır, sizin yapacağınız Allah'ın takdirine rıza göstermek, boyun
eğmek, kesinlikle isyana yönelmemektir.

Şimdiye kadar islam'ın edebiyatını yapan bizler, artık gerçeğe yönelmek
zorundayız. Gerçek ne kadar acı olsa da.
Sevgili anneceğim; biliyorum üniversiteye giremedim. Sizlerin boynunu buruk
bıraktım.

Sevgili kardeşlerim NihaI ve Zuhal; benim sizlerden isteğim İslam'ı öğrenip
onu hayatınıza tatbik etmeye çalışmanızdır. Kafirin hakim olduğu yerde cİhad
kadın-erkek her müslümana farzı ayındır. Bunun şuuruna vararak hareket
ediniz. çeyiz-meyiz bunlar boşşeyler. Dünyaya değer vermeyin. Daha önce
cepheye gittiğimde gördüm ki dünya boş, dünya yalan. Ölümün kokusunu duyunca
insan telaşlanıyor. İşte 'şu ibadeti yapamadım işte şu olmadı vs.' Hiç
demiyor ki, 'evimin badanasını yaptıramadan gideceğim, tüh şu masa örtüsünü
yapamadan gidiyorum.' Onun için kardeşlerim İslam'a sıkısarılın. Ve
birbirinizden sakın kopmayın. Ağbinize de geçmiş günahlarının affı için dua
edin.

Ödemiş'teki diğer akrabalar, tanıdıklar özellikle Hasan Ağbim haklarını
helal etsinler. Ben herkese hakkımı helal ediyorum.

Not: Bu mektup ben şehid olursam sizlere gönderilecektir:'


BİLAL


Yine dağların sevdası düştü yüreğime anne
Kurşunların sevdası,
Zulümlerden bıktım usandım
Yüreğim kanıyor anne,
Kara bulutlar bir sağanaktır tutturmuş gider
Dünya zulüm, zulüm kokar anne

Bir bahar düşlüyorum anne
Gözlerimiz güneşe doymuş ışıl ışıl
Şehadet rüzgarına kapıldık yüreğimiz göçüyor anne
Bu savaş bitecek, bu savaş bitecek,
Hemde karanlığa kalmadan anne
Kanlı gömleğimi göğsüme basıp
Tağuta lanet okursun ağlarsın ana

Yürekler avuçta dağlara çıkıp
Şehit şehit vardık düşman üstüne ana

Bilal öldü derler ise sakın inanma ana
Bilki ben şehid olmuşum şehidler ölmez ana

Şarapnel altında kurşun altında
Tekbir getiririz marşlar söyleriz ana

Şafakla birlikte düşman üstüne
Cehennem alevi olur yağarız ana

Bilal öldü derler ise sakın inanma ana
Bilki ben şehid olmuşum şehidler ölmez ana

Dağlardan dünya bir başka görünür
Ölüm korkusu gözümden silinir ana

Her şehidin kanı bir lale olmuş
Haydi sende katıl bize katıl der ana

Bilal öldü derler ise sakın inanma ana
Bilki ben şehid olmuşum şehidler ölmez ana

Ve 29 ekim 1987
Bilal de can evinden vuruldu
Yaprak yaprak düştü
Şehit kanlarının karıştığı toprağa
Görün dağlar
Görün nasıl döne döne savaşıldığını
Görün sözlerinde duranları
Ve sonrakilerin nasıl sözlerinde durduklarını

Grup Genç
Logged


ALLAH YOLUNDA BEDENİMİN PARAMPARÇA OLMASIDIR DUALARIMIN İLKİ,DİLEKLERİMİN EN GÜZELİ
27 Ekim 2008, 10:41:36
çeçenfedai

Kopamıyorum

*


Üye No : 10033

Yaş : 225

Nerden : Tüm Dünya

Konu  : 48

Mesaj : 981

Aldığı Teşekkür 21
Cihad Anabilim Uzmanı
Offline