| Şubat 29, 2008, 11:01:26 |
|
|
 |
« Yanıtla #15 : Şubat 29, 2008, 11:01:26 » |
|
Vuslat, ölüleri severim yazını çok beğenerek odudum, eline sağlık...  senden razı olsun... bedenimi, o güçsüzlere yem etmek dilerse, bana lâf mı düşer? Ya da tam tersi, kimselere yedirmeyecek olsa, o vakit börtü böceğin, başka yerde yemek aramaktan gayrı yolu mu kalır? Böcek dedikleri de nihayetinde, Allâh’ın alnından tutup denetlediği bir canlıdan başka nedir?
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
| Mart 02, 2008, 03:05:43 |
|
|
 |
« Yanıtla #16 : Mart 02, 2008, 03:05:43 » |
|
Ölüm denince hep böyle, “ıslak toprak” kokulu bir bahar gelir aklıma… Hep, bol yağmurlu bir cenâze hayâl ederim, kendim için... Birkaç bin kişiye bedel, birkaç samimi dost gelse yeğdir, derim. Allâh’ın görünmeyen kulları ve nice başka misafir de şüphesiz, onlarla birlikte cenâzemde hazır bulunacaklardır. Bu güzel cemaatin başında Efendim… Mesela diyorum, nazlı birkaç kuş sesi eşliğinde, tüm o misafirlerin ve sevgili dostların önünde Efendim dursa, namazımı o kıldırsa… Hayâl bu ya, gözleri sevgiyle sulanıp, dese ki içinden:
“–Yağmur kızım, dolu kızım, özleyeceğim seni…”
Sonra, sırf o öyle dedi diye, rahmetini bereketlendirip, beni umduğumun da ötesinde bir ikramla karşılasa…
Ne vakit tefekkür etsem ölümü, şu anlattıklarımdır payıma düşen… İşte bunun için, yüzüme tebessüm konuyor, sıramı beklerken... Bazen Nurdan’ların, Cihat’ların gittiğini haber alınca, onlar adına sevinip kendi adıma kahırlandığım, önden gidenlere imrenip, huysuz çocuklar gibi ağladığım olmuyor değil, ama ne yapayım, o da benim zaafım…
Zaten canım, işte geldik gidiyoruz, şunun şurasında son durağa kaç kaldı. “Doğacaktır sana va’d ettiği günler Hakk’ın... Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın” dediği gibi merhum Ersoy’un, eli mahkûm, ecel illâ gelecek!..
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap"Aşk'ına Tâlib'im, Ey Yâr... Söyler misin, ne olur; Vuslâdım'a daha, ne kadar var?"

|
|
|
| Mart 02, 2008, 03:07:09 |
|
|
 |
« Yanıtla #17 : Mart 02, 2008, 03:07:09 » |
|
O vakte dek, hadi, ölmeden önce ölmeye devam! Ha gayret! Yâ sabır! Yâ rızâ! Gün olur devran döner, bize de okunur elbet içli, yanık bir Fâtiha!..
Neslihan Nur Türk
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap"Aşk'ına Tâlib'im, Ey Yâr... Söyler misin, ne olur; Vuslâdım'a daha, ne kadar var?"

|
|
|
| Mart 04, 2008, 00:03:14 |
|
|
 |
« Yanıtla #18 : Mart 04, 2008, 00:03:14 » |
|
çok ilginç bir yazı, çok ilginç bir anlatım, çok ilginç bir bakış açısı.. daha önce hiç böyle düşünmemiştim.. özellikle yağmur, böcekler, cenaze namazında "Allâh’ın görünmeyen kulları ve nice başka misafir de şüphesiz, onlarla birlikte cenâzemde hazır bulunacaklardır. Bu güzel cemaatin başında Efendim… Mesela diyorum, nazlı birkaç kuş sesi eşliğinde, tüm o misafirlerin ve sevgili dostların önünde Efendim dursa, namazımı o kıldırsa… " dediği bölüm.. söyleyecek söz yok.. Rabbim bize de nasip eder mi acaba? topraktanız.. toprağa döneceğiz.. [/size]
|
|
|
|
|
Logged
|
Beni bir ben bilirim, bir de Yaradan; Bana bir ben lazımım bir de Anlayan.. Kim bildiği ile amel ederse (celle celalühü) onu bilmediklerine varis kılar.. (Hadisî Şerif)"Musibetler çoktur; fakat musibetlerin en büyüğü vakti boşa geçirmektir." el hayr-u fî mahtarahullah -
'tan (azze ve celle) gelen herşey hayırlıdır.
|
|
|
| Mart 16, 2008, 01:40:57 |
|
|
 |
« Yanıtla #19 : Mart 16, 2008, 01:40:57 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap"Aşk'ına Tâlib'im, Ey Yâr... Söyler misin, ne olur; Vuslâdım'a daha, ne kadar var?"

|
|
|
| Mart 16, 2008, 02:23:51 |
|
|
 |
« Yanıtla #20 : Mart 16, 2008, 02:23:51 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Haziran 13, 2008, 16:54:12 |
|
|
 |
« Yanıtla #21 : Haziran 13, 2008, 16:54:12 » |
|
 razı olsun
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap LAİLAHE İLLALLAH
|
|
|
|