Bu Ümmetin günahkarlari cehennemin kenarina kadar getirilip atesle ve zebanilerle karsi karsiya birakilinca; “Ey Malik! Izin ver de halimize aglayalim.” derler. Malik’in izin vermesi üzerine gözyaslari kuruyuncaya kadar aglarlar. Gözyaslari akmaz olunca da kan aglamaya baslarlar. Bu durumu gören malik kendilerine; “Eger bu aglama dünyada iken olsaydi, ne iyi olurdu. Eger bu aglama dünyada ve

korkusu ile meydana gelseydi, bu gün size ates hiç dokunmayacakti.” der.
Arkasindan Malik zebanilere;
“Haydi sunlari cehenneme ativerin” diye emir verir. Bu ümmetin günahkarlari atese atilinca hep birlikte; “La Ilahe IllALLAH” diye seslenirler. Onlar böyle seslenince ates geri çekilir. Bunun üzerine Malik cehenneme; “Ey Ates, onlari yakala!” diye emir verir. Cehennem de; “Onlari nasil yakalayayim, hepsi La Ilahe IllALLAH diyorlar.” diye cevap verir.
Bunun üzerine Malik; “Evet, öyle demelerine ragmen onlari yakalayacaksin. Çünkü Ars’in Rabbi böyle emretmistir.” deyince ates üzerlerine dönerek onlari yakalayiverir. Bu ümmetin günahkarlari

’in diledigi kadar bir süre cehennemde kalirlar. Cehennemdeyken; “Ya Erhamerrahimin, ya Hannan, Ya Mennan” diyerek

’a yalvarirlar.

-u Teala’nin hükmü yere gelince Cebrail’e; “Ya Cebrail! Muhammed ümmetinin günah-karlari ne durumdadir?” diye sorar. Cebrail de;
“Ya Rabbi! Onlarin durumlarini sen daha iyi bilirsin!” diye cevap verir.

-u Teala, Cebrail’e; “Git de gör bakalim, ne durumdadirlar?” diye emir verir.
Bu emir üzerine Cebrail, Malik’in yanina varir. Cebrail’i görünce; “Ey Cebrail! Seni buraya getiren sebep nedir?” diye sorar. Cebrail de ona;
“Muhammed ümmetinin günahkarlarina ne yaptin?” diye sorar. Malik, Cebrail’in bu sorusuna; “Durumlari pek fena, kaldiklari yer çok dar. Ates vücutlarini ve etlerini yedi bitirdi, geride sadece yüzleri ve kalpleri kaldi. Çünkü buralarinda iman parildiyordu.” diye karsilik verir.
O zaman Cebrail, Malik’e; “Onlarin üzerinden cehennem kapagini kaldir da kendilerini göreyim.” der. Cebrail böyle deyince Malik, cehennem muhafizlarina derhal emir verir ve bu ümmetin günahkarlari üzerinden cehennem kapagi kaldiriliverir.
Bu ümmetin cehennemlikleri Cebrail’i ve onun güzelligini görünce onun bir azap melegi olmadigini hemen anlayarak kim oldgunu sorarlar. Malik de;“Bu dünyada Muhammed’e vahiy getiren Cebrail’dir.” diye cevap verir.
Bu ümmetin cehennemlikleri Hz. Muhammed’in adini duyunca hep bir agizdan yüksek sesle; “Ya Cebrail! Muhammed’e günahlarimizin bizi kendisinden ayri düsürdügünü ve ne kadar kötü sartlar içinde bulundugumuzu haber ver.” derler.
Bunun üzerine Cebrail oradan ayrilarak

’in huzuruna varir.

-u Teala kendisine; “Muhammed’in ümmeti ne durumda?” diye sorunca, bu soruya; “Ya Rabbi! Durumlari çok fena ve yerleri çok dar!” diye karsilik verir. O zaman

-u Teala;
“Peki onlar senden bir sey istediler mi?” diye buyurur. Cebrail de; “Evet, peygamberlerine içinde bulunduklari kötü durumu bildirmemi istediler.” diye cevap verir.
Bunun üzerine

-u Teala, Cebrail’e;“Git, durumu Muhammed’e bildir.” diye buyurur.

-u Teala’nin bu emri geregince Cebrail, hemen Hz. Peygamber (S.A.V)’in yanina gider. Hz. Peygamber (S.A.V)'in yanina varir varmaz söyle der: “Ya Muhammed! Ümmetinden su anda cehennem azabi çeken günahkarlar adina sana geldim. Onlar durumlarinin çok kötü ve yerlerinin çok dar oldugunu sana bildiriyorlar.”
Bunun üzerine Hz. Peygamber (S.A.V) hemen Ars’in altina giderek secdeye kapanir. O zaman

-u Teala; “Basini kaldir da iste. Ne istersen verilecektir. Sefaatçi ol sefaatin kabul edilecektir.” buyurur.

-u Teala’nin bu buyruguna karsilik Hz. Peygamber (S.A.V): “Ya Rabbi! Ümmetimin günahkarlari ile ilgili hükmünü uyguladin. Simdi onlar hakkinda benim sefaatimi kabul eyle.” der.

-u Teala, Hz. Peygamber (S.A.V)’in bu dilegine söyle cevap verir: “Senin onlarla ilgili sefaatini kabul ediyorum. Hemen cehenneme git ve (La Ilahe IllALLAH) diyen herkesi oradan çikar.”

-u Teala’nin bu emri uyarinca Hz. Peygamber (S.A.V) hemen Malik’in yanina gider ve; “Ey Malik! Ümmetimin günahkarlari ne durumdadir?” diye sorar. Malik bu soruya: “Durumlari çok fena ve yerleri çok dar!” diye cevap verir. Bunun üzerine Hz. Peygamber (S.A.V) ona: “Kapiyi aç ve kapagi kaldir!” diye buyurur. Az sonra cehennemlikler Hz. Peygamber (S.A.V)’i görünce hep bir agizdan ve yüksek sesle:“Ya Muhammed! Ates derilemizi ve cigerlerimizi yakip kül etti.” diye seslenirler.
Daha sonra Hz. Peygamber (S.A.V) hepsini cehennemden çikariverir. Ates onlari yemis, kül ve kömür haline getirmistir. Hz. Peygamber (S.A.V) alip onlari cennetin kapisi önünden geçen ve hayat nehri adini tasiyan bir nehre götürür. Bu nehre girip yikanirlar. Oradan da ak yüzlü birer delikanli olarak çikarlar. arkasindan da cennete yerlestirilirler.
Diger cehennemlikler müslümanlarin oradan çikarildiklarini görünce:“Keske bizde Müslüman olsaydik, bizde cehennemden çikardik!” derler. Nitekim

-u Teala ayet-i kerime de söyle buyurmustur: “Bir zaman gelir ki, kafirler; keske Müslüman olsaydilar, diye arzu ederler.” (Hicr; 2)
Ebu Said (R.A) söyle anlatmistir: "Resûlullah (S.A.V) okudu: "Ey Muhammed! Hâlâ gaflet içinde bulunanlari ve hâlâ inanmayanlari, onlari isin bitmis olacagi o hasret günü ile uyar." (Meryem; 39)
Sonra dedi ki: "(Kiyâmet günü) ölüm alaca bir koç suretinde getirilir. Cennetle cehennem arasinda yer alan sur üzerinde durdurulur. Önce: "Ey cennet ahalisi!" diye bagirilir, onlar baslarini kaldirirlar. Sonra: "Ey cehennem ahâlisi!" diye bagirilir, onlar da baslarini kaldirirlar. Sonra sorulur: "Bunu tanidiniz mi, nedir bu?" Hepsi birden: “Evet tanidik, Bu ölümdür!" derler. Koç yatirilir ve kesilir. Arkasindan da önce cennetliklere: “Ey Cennetlikler! Artik size ölüm yok.” denir. Sonra cehennemliklere de: “Ey Cehennemlikler! Bundan sonra size de ölüm yok.” diye seslenilir. Iste bu hadise sebebiyle cennet ehlinin ferahina bir ferah daha ziyade olur. Cehennem ehlinin kederine de bir keder daha ziyade olur.” (Buhârî, Müslim, Tirmizî)