logo
Kullanıcı Adı Sürekli Bağlı Kal
Şifre:

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Favorilere Ekle  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Ölüm ''son'' DEĞİL !!! ...  (Okunma Sayısı 868 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Ocak 01, 2008, 01:11:40
kansui

Yeni Üye

*


Üye No : 5761

Nerden :

Konu  : 5

Mesaj : 7

Offline
« : Ocak 01, 2008, 01:11:40 »



 Ben...
Duyan, gören, bilen bir “ben”im.
Aklım, iradem, duygularım, eylemlerim var.
Bir birey olarak, bana ait benliğimle tek ve yalnızım.
Bilmeden, istemeden, evrendeki bu döngünün içinde buldum kendimi !
Peki, bir “ben” olarak bu döngüdeki yerim ne ?
Bu gökle yer arasında, bulunduğum tam bu yerde işim ne ?
Hangi ihtiyaç beni gerektirdi de, o yüzden varım ?
Nedeni olmayan bir sonuçsam eğer, bu ne kadar anlamlı ?
Anlamlı değilse, nedir hayat fırsatının bedeli ?
Kim zorladı beni hayata gelmeye ?
Kim ikna etti beni, ölümün sözleşmesini hayata gelirken yapmaya ?


Bu gök, bu yer...
Nedir göğün üstüme çökmesini engelleyen ?
Yer niye savurmaz üstündeki beni ?
Kandil gibi asılı duran yıldızları kim asar oraya her gece ?
Hava, su, ateş, toprak kime borçlu varlığını ?
Düzen, denge nereden alır ölçüsünü ?

İyilik, kötülük...
İyilik ve kötülük mutlak mı ?
Değilse, nereden çıkardık her kötülüğün kötü olduğunu ?
Mutlaksa, kim ayırdı iyilikle kötülüğün, doğruyla yanlışın arasını ?
İyilik iyiyse, yeryüzünde entrika, zulüm, fesat, işkence, kan, gözyaşı niye var ?
Bu durumda, her geçen gün çoğalan bu fâni kalabalığın faydası ne ?
İnsan fâni; iyilik kötülük de mi fâni ?
Mazlumun âhı ne olacak ?
Hesabı tutulmuyorsa, neye yarar adalet, tevazu, fedakârlık, vefa, merhamet ?
İyilikte ya da kötülükte sınır yok; öyleyse beni ben yapan bu özgürlüğün bedeli ne ?

Bazen böyle olur…
Hayat diye itilip kakıldığımız bu süreçten bunalıp bir köşeye ilişir, varoluşumuza, parçası olduğumuz bu hissiz gibi görünen devridaime bir anlam yüklemeye çalışırız. Dünyanın çekiminden koptuğumuz nadir anlardır bu anlar ve farklı bir ruh haline gark eder bizi.

Geçici de olsa, üzerimize çöken bu tatlı rehavetle dünyadan soyutlanıp, yapıp ettiklerimize, hayallerimize, tutkularımıza dışarıdan bakma fırsatı yakalarız. Küçük gibi görünen bu algılama farklılığından, hakikate olan bakışımızı ciddi ölçüde değiştirecek bir sezgi gücü doğar ve eğer yeterince güçlüyse, dünyalık şeylerin üstüne sinmiş olan fâniliği bütün çıplaklığıyla gözlerimizin önüne serer.



Fâniliğin hem kendimizden, hem de yapıp ettiklerimizden bir adım önde olduğunu görmek, dünya ile aramızdaki tılsımlı bağın çözülmesine sebep olur. Bağ çözülünce gözlerimizi tutan perde kalkar ve önemsediğimiz dünyevi nimetlerin, fâniliğin kesif sisi ardında sanki birer hayalmişçesine ağır ağır kayboluşunu ibretle izleriz.
Gerçeğin soğuğunu yiyince, zihnimizde bastırılmış haldeki dünyaya ilişkin güvensizlik fikri depreşir ve dünyaya olan güvenimiz, yerini bir anda sahteliğin yürek boşaltan hayal kırıklığına bırakır. Ardından hayallerimiz, tutkularımız, umutlarımız kutsal makamlarını terk ile sıradanlaşır ve yüreğimizi yokladığımızda hiçbirinin koyduğumuz yerde olmadığını görürüz.



İçine düştüğümüz hayal kırıklığı, dışımızdaki alemle bir soğukluk salar aramıza. Biz de usulca itip kapatırız dış aleme açılan kapımızı soğuk vurmasın diye. Bu vesile olur, geçici bir süre dış alemden soyutlanıp iç alemimize döneriz. Artık buradan ötesi bizim cesaret ve kararlılığımıza bakar.
Cesaretimizi topladığımız anda, bizi bizden ayıran kapı aralanır, biz de bu aralıktan süzülüp benliğimizin derinliklerine bir yol tutarız. Yol aldıkça kulaklarımızı tutan uğultu kesilir, yolumuza düşen karanlık çekilir. Derken vakit gelir, göz, kulak, kalp ilahi bir bağışla kendini aşar ve bir menzilden ötekine taşır bizi.


İşte bu anda kısa uzar, az çoğalır, dar genişler ve hakikatin gür sesiyle kendimize geliriz. Şöyle seslenir bize :
Sen...
Benlik kaftanını kuşandın bir kere.
Dar da gelse, bol da gelse, kuşanınca çıkartması yoktur bunun.
Paylaşması, değiş tokuşu da.
İnsan olmanın ağırlığını bilir misin ?
Yükün en ağırını sardın sırtına.
Koyu bir yalnızlık yoldaş yazıldı sana.
Doğumu, ölümü, sıhhati, hastalığı yalnız tadacaksın.
Başarı ya da hezimet sana isabet ederse, ondan doğacak mutluluk veya hüzünden hiç kimse senin kadar nasiplenemeyecek.
İyilikten veya kötülükten yana kazandıkların sadece sana ait olacak.
Ve sen çalıştığına erişeceksin.


Tutacağın yolu iyi seç…
Şunu bil ki, izlerin silinmeden kalacak tepeleyip geçtiğin yollarda.
İster sarp yamaçları aş, ister etrafından dolaş düze çıkmak için.
İster soluklan, ister terini kurutmadan var menzile.
Düşersen, kendi ellerinle doğrulup kalkacaksın düştüğün yerden.
Karanlık çöktüğünde, yalnız başına bulacaksın yolunu.
Kendin ayıklayacaksın tarlana düşen ayrık otlarını.
Savurduğun her tohum senin için bitecek ve biçip kaldırdığın hasadın olacak.
Sonra ellerinle bırakacaksın terazinin kefesine yuttuğun tozu, döktüğün teri.


Özgürsün...
Ama bil ki hiçbir özgürlük kayıtsız şartsız olmaz.
Ve yine bil ki, mesuliyet özgürlüğün doğasında vardır.
Özgürlük ile sınırsızlığı birbirine karıştırma.
Özgürlük, insanın kendi haklarının sahibi olması demektir. Bunun ötesini aramak ise, başkasının hakkına göz dikmektir.
Sakın sınırsızlık özlemi iradeni esir almasın.
Çünkü ölçüsünü yitirene, nimet değil külfettir özgürlük.



Haberin olsun...
Doğruyla yanlış, iyiyle kötü bir olmaz.
Doğru yanlışa, iyilik de kötülüğe üstün kılınmıştır.
Doğrunun, yanlışın muhatabı sensin.
İyiliğin, kötülüğün erbabı da sen.
İster doğruda ara nasibini, ister yanlışta.
İster iyilikten sar yükünü, ister kötülükten.
Ama bil ki, yaptıklarına şahit yazacaklar seni...


Şimdi git...
İster varlığın ötesini ara, ister varlık sana yetsin.
İster doğruya tutun, ister tutunduğun şeyi doğru bil.
İster eteklerde sıradanlığı, ister zirvelerde kibri solu.
İster ezmenin garip hazzını, ister ezilmenin anlaşılmaz sabrını yaşa.
İster haddin bil ayakta kal, ister gövdene bakmadan meyveye durup incit belini.
İster söz uğruna baş verenlerden ol, ister ilk sıkıda at sırtından sözün yükünü.
İster canın pahasına adaleti koru, ister yok pahasına zulme değiş adaleti.
İster kudretine rağmen tut öfkeni, ister öfken uğruna kurut nesli ve ekini...


İşte böyle bir özgürlük ortamından çıkar bütün insanlık halleri.
Rengarenk ve sonsuz çeşitlilikte.
Ve dönüp durur insanlar arasında.
Her kişi dilediğince nasiplenir bu döngüden.
Ta ki gün geceye yüz tutup, ışık tükenene kadar.
Ta ki bir el, kalemi insanın elinden alana ve hayallerin, arzuların, umutların üstüne kalın birer çizik çekip, son satıra ölümü düşene kadar.

Evet…
Bir konma göçmedir insanın hikayesi.
Bu iki menzil arasında yazılır mutluluğun, hüznün, sevginin, nefretin, merhametin en hakikisi.
Dobra dobra, açıkça yazılır ne varsa... Öyle ki, insanın kendinden gizledikleri bile sıkışır satır aralarına.
Diğer hikayelere benzemez insanın hikayesi; çünkü önce oynanır, sonra yazılır. Öte taraftan, silip de yeniden yazmak yoktur bu hikayede, başkasını oynamak da...



YAZAR : AHMET DENİZ


« Son Düzenleme: Temmuz 10, 2008, 22:37:21 Gönderen: Gülüşü Yaralı » Logged
Ocak 01, 2008, 01:25:34
VuSLaT

Administrator

******


Üye No : 11

Nerden :

Konu  : 1199

Mesaj : 8,544

ŞeHaDeT PaRMaĞıDıR GöĞe DoĞRu MiNaRe
Offline
« Yanıtla #1 : Ocak 01, 2008, 01:25:34 »

Başarı ya da hezimet sana isabet ederse, ondan doğacak mutluluk veya hüzünden hiç kimse senin kadar nasiplenemeyecek.
İyilikten veya kötülükten yana kazandıkların sadece sana ait olacak.
Ve sen çalıştığına erişeceksin.

Tutacağın yolu iyi seç…


RABBİM razı olsun...
Evet…
Bir konma göçmedir insanın hikayesi.
çok güzeldi sağolasın kardeş...
Logged

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap


"Aşk'ına Tâlib'im, Ey Yâr...
Söyler misin, ne olur;
Vuslâdım'a daha, ne kadar var?"



Ocak 01, 2008, 01:33:35
kansui

Yeni Üye

*


Üye No : 5761

Nerden :

Konu  : 5

Mesaj : 7

Offline
« Yanıtla #2 : Ocak 01, 2008, 01:33:35 »

cumlemizden inş.
Logged
Haziran 18, 2008, 13:30:52
edam

Yeni Üye

*


Üye No : 26628

Nerden :

Konu  : 0

Mesaj : 6

Offline
« Yanıtla #3 : Haziran 18, 2008, 13:30:52 »

ALLAH RAZI OLSUN  EMEGINE SAGLIK
Logged
Haziran 18, 2008, 14:56:29
Gülüşü Yaralı

Ziyaretçi

« Yanıtla #4 : Haziran 18, 2008, 14:56:29 »




Evet...

“Her insan bir hayat” ve her hayat, ideallerin, heves ve arzuların harman olduğu bir serüven.
Bazen, inandığını yaşama çabası.
Bazen, nasib-kısmet kavgası.
Bazen, kuvvet-kudret sevdası.
Bazen, başka şeyler...
Özetle hayat, herkesin kendine ait serüveni.
Her kişinin, bir benzeri daha olmayan hikayesi.








Logged
Haziran 18, 2008, 14:57:42
Gülüşü Yaralı

Ziyaretçi

« Yanıtla #5 : Haziran 18, 2008, 14:57:42 »




Bazen böyle olur…

Hayat diye itilip kakıldığımız bu süreçten bunalıp bir köşeye ilişir, varoluşumuza, parçası olduğumuz bu hissiz gibi görünen devridaime bir anlam yüklemeye çalışırız. Dünyanın çekiminden koptuğumuz nadir anlardır bu anlar ve farklı bir ruh haline gark eder bizi.

Geçici de olsa, üzerimize çöken bu tatlı rehavetle dünyadan soyutlanıp, yapıp ettiklerimize, hayallerimize, tutkularımıza dışarıdan bakma fırsatı yakalarız. Küçük gibi görünen bu algılama farklılığından, hakikate olan bakışımızı ciddi ölçüde değiştirecek bir sezgi gücü doğar ve eğer yeterince güçlüyse, dünyalık şeylerin üstüne sinmiş olan fâniliği bütün çıplaklığıyla gözlerimizin önüne serer.

Fâniliğin hem kendimizden, hem de yapıp ettikleri-mizden bir adım önde olduğunu görmek, dünya ile aramızdaki tılsımlı bağın çözülmesine sebep olur. Bağ çözülünce gözlerimizi tutan perde kalkar ve önemsedi-ğimiz dünyevi nimetlerin, fâniliğin kesif sisi ardında sanki birer hayalmişçesine ağır ağır kayboluşunu ibretle izleriz.

Gerçeğin soğuğunu yiyince, zihnimizde bastırılmış haldeki dünyaya ilişkin güvensizlik fikri depreşir ve dünyaya olan güvenimiz, yerini bir anda sahteliğin yürek boşaltan hayal kırıklığına bırakır. Ardından hayal-lerimiz, tutkularımız, umutlarımız kutsal makamlarını terk ile sıradanlaşır ve yüreğimizi yokladığımızda hiçbirinin koyduğumuz yerde olmadığını görürüz.
   
İçine düştüğümüz hayal kırıklığı, dışımızdaki alemle bir soğukluk salar aramıza. Biz de usulca itip kapatırız dış aleme açılan kapımızı soğuk vurmasın diye. Bu vesile olur, geçici bir süre dış alemden soyutlanıp iç alemimize döneriz. Artık buradan ötesi bizim cesaret ve kararlılığı-mıza bakar.
Cesaretimizi topladığımız anda, bizi bizden ayıran kapı aralanır, biz de bu aralıktan süzülüp benliğimizin derinliklerine bir yol tutarız. Yol aldıkça kulaklarımızı tutan uğultu kesilir, yolumuza düşen karanlık çekilir. Derken vakit gelir, göz, kulak, kalp ilahi bir bağışla kendini aşar ve bir menzilden ötekine taşır bizi.








Logged
Haziran 18, 2008, 15:26:58
....ZELİHA.........

Isınmış Üye

**


Üye No : 11810

Nerden :

Konu  : 6

Mesaj : 209

Offline
« Yanıtla #6 : Haziran 18, 2008, 15:26:58 »

emeğinize sağlık arkadaşlar
Logged
Haziran 18, 2008, 16:12:02
ASYALI

ASYALI

Yazar

*****


Üye No : 8194

Nerden : İstanbul

Konu  : 100

Mesaj : 755

Offline
« Yanıtla #7 : Haziran 18, 2008, 16:12:02 »

Ölüm ebedi hayat gitmek için bir pasaport vazifesi görür.
Ölüm bir son değil tam tersine bazıları için bir kurtuluştur.
Ölüm güzel olmasaydı ölürmüydü peygamber acaba?
Allah ebeden razı olsun
Açılım faydalı ve isabetli olmuş.
Logged

SEVGİ GÜNEŞİNİN GURUB ETTİĞİ KARANLIK BİR DÜNYADA ,İNSAN BÜTÜN DÜNYANIN SULTANI OLSA NEYE YARAR Kİ?
Temmuz 10, 2008, 22:13:07
munevver

Süper Üye

****


Üye No : 17026

Nerden :

Konu  : 31

Mesaj : 1,221

" YARABBİ, SENDEN GELDİK,SANA DÖNECEĞİZ."
Offline
« Yanıtla #8 : Temmuz 10, 2008, 22:13:07 »

Haberin olsun...
Doğruyla yanlış, iyiyle kötü bir olmaz.
Doğru yanlışa, iyilik de kötülüğe üstün kılınmıştır.
Doğrunun, yanlışın muhatabı sensin.
İyiliğin, kötülüğün erbabı da sen.
İster doğruda ara nasibini, ister yanlışta.
İster iyilikten sar yükünü, ister kötülükten.
Ama bil ki, yaptıklarına şahit yazacaklar seni...

Allah razı olsun kardeşim.
Logged

" EY KALPLERİ ÇEVİREN ALLAH'IM! KALBİMİ DİNİN ÜZERİNE SABİT KIL! (sav)"
Anahtarlar:
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Favorilere Ekle  |  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
ÖLÜM VAR ÖLÜM, ÖLÜNDE GÖRÜN... Cennet ve Cehennem « 1 2 3 » VuSLaT 30 2978 Son Mesaj Temmuz 21, 2008, 14:17:00
Gönderen: tuluğ
Ölüm Kere Ölüm Ölüm Kare Üstadlardan... VuSLaT 0 559 Son Mesaj Haziran 29, 2007, 13:46:41
Gönderen: VuSLaT
Ölüm...Ölüm... dediğin nedir'ki ? Serbest Bölüm VuSLaT 9 1291 Son Mesaj Temmuz 05, 2008, 03:03:51
Gönderen: Gülüşü Yaralı
BU SALDIRILAR PKK İLE SINIRLI DEĞİL !! Serbest Bölüm Gülüşü Yaralı 0 262 Son Mesaj Ekim 21, 2007, 23:19:52
Gönderen: Gülüşü Yaralı
Mikail - Ölüm var Ölüm İlahi-Ezgi-Şiir | Tek Parçalar CeNNeT 8 1808 Son Mesaj Ocak 26, 2008, 17:53:49
Gönderen: mosmormenekşe
"KÜRSÜDEN BİR KIZ ÇOCUGUNU DEĞİL;BAŞÖRTÜSÜNÜ İNDİRDİNİZ " Başörtüsü - Hayat Tarzı « 1 2 » TUĞRA 15 808 Son Mesaj Ocak 08, 2008, 02:37:12
Gönderen: Gülüşü Yaralı
İNSANLAR GEMİYİ LİMANA NASIL GETİRDİĞİNE DEĞİL GETİRİP GETİRMEDİĞİNLE İLGİLENİR Serbest Bölüm Gülüşü Yaralı 0 148 Son Mesaj Mayıs 16, 2008, 19:45:58
Gönderen: Gülüşü Yaralı
KAFESTEN ÇIKINCA DEĞİL, KAFESİ KAFANDAN ÇIKARINCA ÖZGÜRLEŞİRSİN! E-Kitap Gülüşü Yaralı 0 221 Son Mesaj Mayıs 26, 2008, 00:34:03
Gönderen: Gülüşü Yaralı
İŞGENCE DEĞİL EĞİTİM ... Resim & E-Kart Gülüşü Yaralı 11 561 Son Mesaj Haziran 15, 2008, 00:16:21
Gönderen: sevdenur
BAHAR DEĞİL Şiirler Gülhan_Kaya 0 38 Son Mesaj Ağustos 30, 2008, 20:46:12
Gönderen: Gülhan_Kaya
Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf
İhya Ramazan Ayı İslami Sohbet İlahi Sözleri

Rengarenk MC Theme By Burak