Çocuklarımız ve Biz -2-
Günümüzde ailenin birinci meselesi çocuklarıdır, desek mübalağa etmiş sayılmayız. Bu sebepten, içerisinde bulunduğumuz olaylar veya hadiselerle ilgili mesajlarımızı bir tarafa bırakarak, adeta kangren olmuş bir konuyu, çocuk konusunu sıcak gündemimize almak zorunda kaldık. Ribat Dergisinin bundan önceki sayısında çocuk konusunu değişik yönleri ile ele aldık ve bu sayıda da aynı metodu takip ederek mesajımızı tamamlamak istiyoruz.
İşin kolay tarafını biliyor muyuz?
Öyle ise evliliğimizin ilk adımını atarken, şu gerçeği unutmamalıyız: Çocuk eğitimi, çocuk terbiyesi, eş seçiminde başlar. Gel gör ki, gözü ve duyu organları hislerine mağlup olmuş insanımızın hedefinde alacağı kızın fizikî güzelliği vardır. Şimdiye kadar bu ülkede boşanma sebepleri ile alakalı birçok kitap okudum. Ne var ki, boşanma sebepleri arasında, bir erkek, evlendiği hanımını çirkinliğinden dolayı boşamış, haberine hiç rastlamadım. Niçin? Çünkü çirkin kadın yoktur. Kocasına karşı olumsuz tavırları, uygun olmayan sözleri ile kendisini çirkinleştiren kadın vardır. Böyle olunca, evliliğinin ilk adımını soğukkanlılıkla, duygusallıktan uzak, objektif haliyle atıp, eş seçimini başarı ile tamamlamış aileler, çocuk eğitiminde hayli başarılı olurlar. Ya böyle olmazsa?
O zaman ektiğimizi biçmiş oluruz.
Sinirli çocuklar saadetsiz evliliğin neticeleridir. İşte acı gerçek karşımıza çıktı. Baba veya anne zoruyla, ekran veya korsan görüşmelerle evlilik hayatının temeline saatli bomba koyan eşler, en büyük kötülüğü kendilerinden önce çocuklarına yapmış olurlar. Kaderimizin aile ile alakalı bölümü gayet açık ve nettir: Mutlu olmak elimizdedir. Günümüzde bir insan ticarette iflas eder, kaderim buymuş, der. Yolculuğa çıkar kaza yapar, kaderim buymuş, der. Hastalanır, hastaneye yatar, kaderim buymuş, der. Evlenir, mutlu olmaz, kaderim buymuş, der. Aslında ağzımızdan çıkan bu sözlerle, Rabbimizi hâşâ suçlamış oluyoruz, ancak farkında değiliz. İşte o hakikat: Kader, Allah ile insan arasında yaşanan ortak bir süreçtir. Rabbimizin hayra, doğruya, güzele rızası olup; şerre, kötülüğe rızası olmadığını küçüklüğümüzden beri duyarız. Rabbimizin buyurduklarına, emir ve talimatlarına, ikaz ve irşatlarına riayet ederek yaşadığımız hayatımız, aslında kaderimizi Rabbimize yazdırmaktır. Yani kaderimizi Rabbimiz yazar, insan olarak bizler ise yazdırırız. Evlilik de bunlardan biridir. Evliliğe ve çocuk terbiyesine bu gözle, bu inançla bakmazsak, ne olur?
O zaman altından kalkamayacağımız sorunlara mahkûm oluruz.
Çocuk, hayata niçin geldiğini bilmeyen ve yüce gayesi olmayan aileler için, can sıkıntısı gideren bir eğlence olmamalıdır. Çevrenin tesirinde kalarak yaşamanın ne kadar kalitesiz bir hayat olduğunu idrak etsek, o zaman fikrimiz ve hayat tarzımız değişecektir. “El ne der?” mantığı ve düşüncesi, hayatımızı zehir etmektedir. Çocuk sahibi olmanın, çevre tesiri ile sıkı bir irtibatı vardır. Rabbimizin, bazı kullarına çocuk vermediğini, kısır yaptığını, bazı kullarına ikiz, üçüz verdiğini hesaba katmayarak, kaynana baskısı, komşu baskısı, çevre baskısı altında yaşayan eşler, bir çocuğa sahip olunca, o çocuğu ahiret sermayesi olarak görmek yerine, can sıkıntısını gideren bir eğlence olarak görmekte, çocuğun eğitimi, terbiyesi daha ilk adımda rafa kaldırılmaktadır. Biz, çocuklarımızın bizi nasıl mutlu edeceklerini düşünüyor; fakat onları nasıl mutlu edeceğimizi hiç düşünmüyoruz. Öyle ise konunun can damarı, ana fikri ne olabilir?
Eşlerin hem ruhî ve hem de fizikî olarak birbirlerine yakın olmalarını tavsiye ederiz.
Eşlerin ruhî yakınlıkları kadar, fizikî yakınlıkları da şüphesiz çocuğun gelişmesinde etkili olmaktadır. Çocuğun eğitimi hamilelikte başlar. Her annenin, çocuklarını 9 ay boyunca taşıdığı yerin adı, rahimdir. Rabbimizin isimlerinden biri de Rahim’dir. Öyle ise her annenin rahmi, bir manada çocuğu için dershane mevkiindedir, mekteptir. Batıya inat, Müslüman insanın çocuk eğitimi, doğumdan sonra değil, doğumdan önce başlatılan bir süreçtir. Olayın farkında olmayan hamile hanımlar, çocuk terbiyesinin temelini atmadan, doğum yapmaktadırlar. Hâlbuki oturduğumuz evlerin, temeli, alt yapısı ne kadar sağlam olursa, üst kattakiler o kadar rahat oturur, muhtemel bir depreme karşı, aşırı heyecanlanmaz. Çocuk eğitiminin alt yapısı oluşturulmadan verilen bazı terbiye kuralları, ne yazık ki çocuğun hayatına fazla tesir etmiyor. Çünkü alt yapı yoktur. Temeli zayıf veya boş olunca, Allah korkusu ve ahiret endişesi olan aileler, bir an evvel çocuklarının terbiye edilmesini isterler ve “ver elini cami hocaları veya Kur’an kursları” diyerek, ikinci büyük hataya adım atarlar: Eti senin, kemiği benim. Veya eti de senin olsun, kemiği de… Ezbere söylenen bu söz, deyim olmuş nerede ise. Böyle bir tavrın, böyle bir yaklaşımın ne kadar Kur’an ve hadislere uygun olduğunu aileler sorgulamalıdır.
Peki, bu konuda ne yapılması daha isabetli olur?
İşte can alıcı noktalardan birini daha yakaladık. Nedir o? İşte cevabı: Düşünceleriniz, intibalarınız, acılarınız, sevinçleriniz elbette sizin canınızla, kanınızla beslenen cenine de tesir edecektir. Bu cevaba inşallah canınız sıkılmamıştır. Yediklerimiz, içtiklerimiz, sinirli halimiz, izlediğimiz televizyon programları, okuduğumuz gazeteler, ne var ne yok hepsi, genler aracılığı ile dünyaya teşrif edecek çocuklarımıza fiziken ve ahlâken tesir etmektedir. Tüm bu söylediklerimizden, yazdıklarımızdan veya cümlelerimizden şu gerçeği yakalayabiliriz. Çocuklarımız ahiret sermayemiz olduğuna göre, bu sermayeyi kâra dönüştürmek veya sermayeden iflas etmek anne ve babanın elindedir. Eğer basmakalıp öğrendiğimiz ve üzerinde düşünmediğimiz bazı kalıplaşmış sözlerle avunur, günümüzde anne olmanın, baba olmanın getirdiği ciddi sorumluluklarımızı ve vazifelerimizi bir daha gözden geçirmezsek, çocuklarımız, ahiret âleminde anne ve babası için cehennem ateşi olabilir. Eğer diyorsanız ki: Bu hatadan dönüşün yolu, formülü nedir? O zaman cevabını da aynı heyecanla dinlemelisiniz:
Buyurun vazife başına…
Çocuklarımızın Zihnini Etkileyecek Fikri Esaslar.
Yanlış okumadınız. Yavrularımızın zihnini temelden etkileyecek bazı esasları sunacağım anne ve babalara. Çizgi filmlerinden, reklam ve filmlerden, çocuğumuzun düşüncesine, inancına, ahlâk ve edebine ters olan her şeyden, onların zihnini adeta formattan geçirmeliyiz. Ama nasıl? Biraz daha sabredelim. Eğer tavsiyelerimize tabi olmak ve çocuklarımızı terbiye etmede zorlanmak istemiyorsak, şu gerçeği kabul etmek zorundayız.
Çocuğa Kıssa Anlatmak
Kıssalar, çocuğun dikkat ve hassasiyet kazanmasında, akıl ve fikir bakımından uyanmasında birinci derecede önemli rol oynar. Bundan dolayı, Peygamberimiz, aralarında çocukların da bulunduğu ashabına önceki peygamberler ve ümmetlerinden kıssalar anlatır, onlardan örnekler verirdi.
Hz. Peygamberimizin önceki dönemlerle ilgili anlattığı kıssaların hepsi gerçektir. Bu kıssaların anlatılması, çocuğun tarihe güvenmesine sebep olduğu gibi, ruhunda canlılığın oluşmasına da sebep olur ve derin bir İslamî duygu ve şuur kazanır.
Çocukların aklını, zihnini etkileyecek güce sahip olan kıssalar, insanların kalplerinin sabit tutulmasına da sebeptir.
Hûd Suresinin 120. ayeti bu hususta önemli bir mesaj vermektedir:
“Resullerin karşılaştıkları sıkıntılı durumlardan bazılarını, senin aklını ve kalbini peygamberlik görevini yerine getirmeye, eziyetlere tahammüle hazır hale getirecek, ihtiyatını ve cesaretini artıracak olanların hepsini sana kıssalarıyla anlatıyoruz…”
Bu hususta sevgili Peygamberimiz’in anlattığı bazı kıssaların, anne ve babalar tarafından çocuklara anlatılması oldukça faydalı olur diyerek birkaç örnek vermek istiyoruz:
Hz. İbrahim-İsmail ve Hacer kıssası: Buhari. Enbiya / 9
Kifl Kıssası: Tirmizi. Sünen. Kıyamet/ 48
Abraş, kel ve körün kıssası: Buhari. Sahih. Enbiya/ 51
Bin dinar ödünç veren kişinin kıssası: Buhari. Kefalet/ 1
Eğer kaynak verdiğimiz eserlerden istifade etmekte zorlanırsanız, tavsiye edeceğim bazı eserleri alır ve çocuklarınıza okuyabilir veya onların okumasını sağlayabilirsiniz. İsimlerini vereceğim eserleri ne yapıp edip almalı ve okumalı ve çocuklarımıza uygulamasını gerçekleştirmeliyiz. Çünkü bilgi iktidardır. Bir baba veya anne, ne kadar okur ve kültür sahibi olursa, evine, hayata ve çocuklarına o kadar hâkim olur. Bilgi iktidarı olmazsa, onun yerini dayak, kötü söz alır ki bunların hiç biri de çözüm olamaz. Sizleri, tavsiye edeceğim bu güzide eserlerle baş başa bırakıyor, ahiret sermayemiz olan çocuklarımızın cennete girmemize vesile olmasını umuyor ve cümlenizi Allah’a emanet ediyorum. İdrak edeceğimiz Ramazan bayramının hayırlara vesile olmasını diliyor, cümlenizin bayramını şimdiden tebrik ediyorum.
Tavsiye edeceğim eserler şunlardır:
1. Çocuğun Manevî Eğitimi, Ali Çankırılı, Zafer Yayınları.
2. Çocuk Terbiyesi, Fethullah Gülen, Nil Yayınları.
3. Çocuk Eğitimi, Terc.: Prof. Zekeriya Güler, Uysal Kitabevi.
4. Çocuk Sevgiyle Büyür, Esan Gül, Çıra yayınları.
5. Peygamberin Sünnetinde Terbiye, Merhum İbrahim Canan, Diyanet Yayınları.
Abdullah Büyük/Ribat Dergisi
Birinci bölüm için Tıklayın





Pingback: Çocuklarımız Ve Biz -1- : Minare.net