Tüm müzik ve ses sistemi fırsatları için tıklayın !

Yusuf (a.s) gibi kuyulara mı düşsek… Yakup (a.s) gibi güzel bir sabra mı?


Yusuf (a.s) gibi kuyulara mı düşsek… Yakup (a.s) gibi güzel bir sabra mı?

Hani bir zamanlar Yusuf (a.s) bir rüya görmüştü; “Bir zamanlar Yusuf, babasına (Yakup’a) demişti ki: Babacığım! Ben (rüyamda) on bir yıldızla güneşi ve ayı gördüm; onları bana secde ederlerken gördüm.” (Yusuf 4)
Yusuf (a.s) gördüğü rüyayı anlatınca babasına, babası demişti ya; “Yavrucuğum! Rüyanı sakın kardeşlerine anlatma; sonra sana bir tuzak kurarlar! Çünkü şeytan insana apaçık bir düşmandır.” (Yusuf 5)
Bu rüyayı öğrenen kardeşleri; “Yusuf’la kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. Hâlbuki biz kalabalık bir cemaatiz. Şüphesiz ki babamız apaçık bir yanlışlık içindedir.” (Yusuf 8) demişlerdi.
Sonra kurdukları planı uygulamaya koydular; “(Aralarında dediler ki) Yusuf’u öldürün veya onu (uzak) bir yere atın ki babanızın teveccühü yalnız size kalsın! Ondan sonra da (tevbe ederek) sâlih kimseler olursunuz! Onlardan biri: ‘Yusuf’u öldürmeyin, eğer mutlaka yapacaksanız onu kuyunun dibine atın da geçen kervanlardan biri onu alsın (götürsün)’ dedi.” (Yusuf 9,10)

Sonra babalarından Yusuf’u (a.s) alıp götürmüşlerdi de, Yakup (a.s) bir daha Yusuf’unu (a.s) görememişti… “Ey Babamız, dediler. ‘Sana ne oluyor, Yusuf’a karşı bize güvenmiyorsun? Oysa gerçekte biz, onun iyiliğini isteyenleriz. Sen onu yarın bizimle gönder, gönlünce gezsin, oynasın. Elbette biz onu koruyup-gözetiriz.” (Yusuf 11,12)

Hani sonra da kardeşleri kuyuya atmıştı Yusuf’u (a.s). Babalarının yanına ağlayarak dönmüşlerdi de kanlı gömleğini vermişlerdi ciğerparesinin. Yakup (a.s) gömlekteki kana rağmen gömleğin yırtılmadığını görünce ne olduğunu anlamıştı; “Bilakis nefisleriniz size (kötü) bir işi güzel gösterdi. Artık (bana düşen) hakkıyla sabretmektir. Anlattığınız karşısında (bana) yardım edecek olan, ancak Allah’tır.” (Yusuf 18) demişti…

Kuyuya düşen Yusuf (a.s), zindandan çıkıp Mısır’a sultan oldu. Kardeşleri ise onun önünde bütün yaptıklarını itiraf ettiler ve rüyadaki gibi secde ettiler. Sonunda pişman olan taraf, o kalabalık olan taraf olmuştu. Demek ki hak katında makbul olan, kalabalık ve maddi güç değil, bilakis iman gücüdür. Yusuf’un (a.s) kardeşleri, babalarının bir peygamber olduğunu unutup, O’nun yanıldığını sandılar ve Yusuf’u (a.s) O’ndan uzaklaştırdılar. Sonra da tövbe edeceklerdi ama Allah onlara umduklarının doğru olmadığını gösterdi. Onlara bunu yaptıran duydukları kıskançlıktı. Demek kıskançlık ne kötü sonuçlar doğurabiliyor…

Yusuf (a.s) kuyuya düşmeye razı oldu, sonunda Mısır’a sultan oldu. Yolun sonuna gelip de babasına kavuşana kadar başına gelen her türlü cefaya katlandı. Köle pazarında ucuz bir fiyata satıldı. Sonra sarayda Züleyha’nın oyununa geldi, zindana düştü. Zindandan çıktığında ise artık Allah ilahi takdirinin neticesini gerçekleştirmişti.

Yakup (a.s) ise gözünün nurunun ayrılığına sabretti. Üzüntü ve kederini Allah’a arzettti; “(Yakup) Ben sadece gam ve kederimi Allah’a arz ediyorum.” (Yusuf 86). Öyle ki kaç günlük mesafeden yavrucuğunun kokusunu aldı; “Kafile (Mısır’dan) ayrılınca, babaları (yanındakilere): ‘Eğer bana bunamış demezseniz inanın ben Yusuf’un kokusunu alıyorum!’ dedi.” (Yusuf 94) Sonunda ise Allah onu ciğerparesine kavuşturdu; “(Hep beraber Mısır’a gidip) Yusuf’un yanına girdikleri zaman, ana-babasını kucakladı, ‘Güven içinde Allah’ın iradesiyle Mısır’a girin!’ dedi.” (Yusuf 99)…

İbrahim (a.s) gibi çağın putlarını mı kırsak… İsmail (a.s) gibi sadıklardan mı olsak?

Tevhidin olmadığı bir zamanda İbrahim (a.s), önce yıldızı rab edinmişti, sonra ayı, sonra da güneşi;“Gece, (İbrahim’i) örtünce, bir yıldız gördü. Dedi ki: ‘Şu benim Rabbimdir.’ Ne zaman ki o(yıldız) kayboldu, dedi ki: ‘Ben kaybolup-gidenleri sevmem.’ Arkasından Ay’ı, doğarken görünce, dedi ki: ‘Bu benim Rabbimdir.’ O da kaybolunca dedi ki: ‘Şayet Rabbim, beni doğrultmazsa elbette ben, sapmış kavmimden olurum.’ Daha sonra Güneş’i doğarken gördü, dedi ki: ‘İşte bu benim Rabbimdir. Bu en büyüğüdür.’ Ancak o da kaybolunca, kavmine dedi ki: ‘Ey kavmim, doğrusu ben, sizin şirk koşmakta olduklarınızdan uzağım. Muhakkak ben, yüzümü, dosdoğru, gökleri ve Yer’i yaratana çevirdim. Ve ben müşriklerden değilim.” (En’am 76,79)

Sonra kavmiyle tartışmaya girdi ve onlara akıllıca bir tuzak kurdu. Kavminin bütün putlarını, en büyükleri hariç olmak üzere kırdı. Ve baltayı en büyüğünün eline verdi;“Andolsun Allah’a, sizler dönüp gittikten sonra, putlarınıza tuzak kuracağım.
Böylece O, onların büyük(putları) hariç olmak üzere, onları paramparça etti. Umulur ki, ona(büyüğüne) başvururlar diye.
Dediler ki: ‘Bunu ilahlarımıza kim yaptı? Muhakkak o, zalimlerdendir.’

Dediler ki: ‘Kendisine İbrahim denilen bir gencin, bunları diline doladığını işittik.’
Dediler ki: ‘Onu, insanların gözleri önüne getirin. Umulur ki onlar, şahitlik ederler.’
Dediler ki: ‘Bunu ilahlarımıza sen mi yaptın, ey İbrahim?’
(Dedi ki): ‘Bilakis, onların büyüğü, bunu yaptı. Şayet konuşabilirlerse, onlara sorun!’
(Bunun üzerine), kendilerine döndüler ve dediler ki: ‘Şüphesiz sizler, zalimlersiniz.’
Sonra başlarını çevirdiler. ‘ (İbrahim), sen gerçekten bilirsin ki bunlar konuşamazlar!’
Dedi ki: ‘O halde, sizlere yararı ve zararı olmayan, Allah’tan başkasına mı köle oluyorsunuz?’” (Enbiya 57,66)
Sonra kavmi onu ateşe atınca, ateş İbrahim’e (a.s) Allah’ın izniyle serin ve selamet olmuştu…
“Ey ateş! İbrahim için serinlik ve esenlik ol” (Enbiya 69)

Babası Rabbine dua etmişti de, Rabbi de ona İsmail’i (a.s) bağışlamıştı; “Ey Rabbim! Bana salihlerden olacak bir çocuk bağışla.’ Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik.” İsmail (a.s) gönderilen elçilerdendi ve son kitapta anılanlardandı;“Kur’ân’da İsmail’i de an; çünkü o, vaadine sadık bir kuldu ve gönderilmiş bir peygamberdi.” (Meryem 54) Sonra İsmail (a.s) koşup oynayacak yaşa geldiğinde, İbrahim (a.s) gördüğü rüya gereğince İsmail’ini kurban etti. Allah’a teslimiyetlerini ulaştırınca baba oğul, Allah’ta onlara büyük bir kurbanlık ulaştırdı;“Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona: ‘Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?’ dedi. O da, ‘Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın’ dedi. Nihayet her ikisi de (Allah’ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona, şöyle seslendik: ‘Ey İbrahim! Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız.’ Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır. Biz, (İbrahim’e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail’i) kurtardık.” (Saffat 100,107)

Sonra baba oğul yükseltirken Kâbe’nin duvarlarını ettikleri dua, dünya döndükçe inananlara bereket olmuştu; “Bir zamanlar İbrahim, İsmail ile beraber Beytullah’ın temellerini yükseltiyor ve şöyle dua ediyorlardı: ‘Ey Rabbimiz, bizden bunu kabul buyur, sen işitensin bilensin. Ey Rabbimiz, bizi sana boyun eğenlerden kıl, soyumuzdan da sana itaat eden bir ümmet çıkar, bize ibadet usullerimizi göster, tövbemizi kabul et; zira tövbeleri çokça kabul eden ancak sensin. Ey Rabbimiz, onlara, içlerinden senin ayetlerini kendilerine okuyacak, onlara kitap ve hikmeti öğretecek, onları temizleyecek bir peygamber gönder. Çünkü üstün gelen, her şeyi yerli yerince yapan yalnız sensin.” (Bakara 127,129)

Kısacası efendim akıl sahipleri için Kur’an güzel bir rehberdir.

“Bu, sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır ki, insanlar onun ayetlerini düşünsünler ve temiz akıl sahipleri ibret alsınlar.” (Sâd 29)

Ümmügülsüm Şahin / Minare.net

Gelen Arama Terimleri:

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yazı Etiketleri

DMCA.com